28.02.2011

Güzel İşler


Bu seferki Güzel İşler tasarımcı Kyle Tezak'a ait. Tezak her filmi dört ikonla anlattığı tasarımlarıyla minik harikalar yaratmış. Benim favorim her zamanki gibi The Big Lebowski, ya sizinki?











Oscar'ın problemi


Son yıllarda Oscar törenleriyle ilgili ciddi bir sorun var. Bu aslında ratinglerin düşüşüyle de kendini gösteriyor ama asıl mesele izleyicinin beklentileriyle ilgili galiba. Bir kere En İyi Film adayları 10'a çıksa da çekişme en fazla 2 film arasında oluyor ve bu da film sayısının artırılmasını manasızlaştırıyor. Benim bu konudaki önerim ( eğer Akademi dikkate alacak olursa tabii ) yeni bir kategori yaratılması ve Winter's Bone, The Kids Are Allright gibi bağımsız filmlerin ayrıca ödüllendirilmesi. Bana göre yılın en iyi filmlerinden biri Winter's Bone'du örneğin ve eğer En İyi Bağımsız Film gibi bir kategori olsaydı kesinlikle ödülü alırdı. Madem ki bağımsız film festivalleri ( Sundance gibi ) ve bağımsız film ödülleri ( örneğin Spirit ) var, Oscar'da neden böyle bir kategori olmasın? Ama tabii bu da ancak bir yere kadar Oscar'ı kurtaracak. Buradaki asıl mesele yıl boyu verilen Oyuncular Birliği, Yönetmenler Birliği, Yazarlar Birliği gibi meslek birliklerinin verdikleri ödüllerle Oscar'ı önceden ve kesin biçimde ilan ediyor oluşları. Bu özellikle son yıllarda hemen hiç şaşmadı. Hal böyle olunca da tören başlamadan önce herkes sonuçları biliyor ve haliyle kimsenin içinde izleme isteği kalmıyor. Bu soruna bir çözüm bulmak da kolay değil galiba. Belki de şöyle yapmak lazım, her meslek birliği bir ödül verir ve bu ödül Oscar gecesi açıklanır. Kazanan da hem Oscar'ı alır hem de birliğin ona uygun göreceği sertifika vaya armağanı. Birlikler de seslerini doğrudan Oscar gecesinde duyurmuş olur. Tabii bu dediğim çok zor, ama neden olmasın?

Oscar ödülleri sahiplerini buldu


Hemen söyleyeyim, sürpriz yok. The King's Speech ve The Social Network'ün kapışmasına sahne olması beklenen gece ilkinin galibiyetiyle sonuçlandı. 10 filmlik aday listede bu ikisinin dışında Oscar alacağına inanılan film yoktu zaten. Sürpriz yok derken bunu kastediyorum. Örneğin Toy Story 3 ya da Winter's Bone ( ya da herhangi başka bir film ) Oscar'ı alsaydı ciddi bir sürpriz olurdu şüphesiz. Ama olmadı. The King's Speech hem En İyi Film seçildi ( prodüktörleri yukarıda ), hem de En İyi Yönetmen ( Tom Hooper ) ödülünü aldı.


En İyi Erkek ve Kadın Oyuncu dallarında da her şey beklendiği gibi gelişti. Colin Firth ve Natalie Portman ödülleri aldılar. Christian Bale ve Melissa Leo da The Fighter'daki rolleriyle yardımcı dallarda Oscar aldılar, ki bu da şaşırtmadı kimseyi.


Kırmızı halının benim gözümdeki galibiyse Jennifer Lawrence oldu. Genç oyuncu birinci sınıf bir iş çıkardığı Winter's Bone ile Oscar alamadı belki ama güzelliğiyle göz kamaştırdı.

En iyi konuşmayı ise bana sorarsanız Inside Job ( En İyi Belgesel ) ile Oscar alan Charles Ferguson yaptı. Melaen şöyle dedi: "2008 krizinin patlamasına sebep olan sahtekarlardan birinin bile hapse atılmamış oluşu çok yanlış."

25.02.2011

Günün Afişi


Daha doğrusu Günün Afişleri! Sucker Punch'ın karakter afişleri eğlenceliymiş, değil mi? Film nasıl çıkar bilemem tabii.







24.02.2011

Son durum: Memphis


Yönetmen Paul Greengrass'ın yeni filmi Memphis 20. yüzyılın en etkili insan hakları savaşçılarından Dr. Martin Luther King'in suikastini ele alıyor. Çekimlerine Haziran ayında başlanacak film hakkında henüz fazla bir detay yok. Ama ilginç bir şekilde Greengrass'ın Universal ile yeniden bir araya geldiğini görüyoruz. Oysa Greengrass stüdyonun Bourne serisinin geleceği hakkındaki planlarından fazlasıyla rahatsız olduğunu açıklamış; Universal da Green Zone'un para kazanmaması üzerine yönetmenle tekrar çalışmaya soğuk baktığı yorumları yapılmıştı. Anlaşılan köprülerin altından çok sular akmış. Hem de hızla.

Günün Trailer'ı: Source Code


Duncan Jones'un Moon'dan sonra çektiği Source Code merak ettiğim filmlerden. Trailer'dan anladığım kadarıyla kimlik meselesi yine var bu filmde de ama doğrusu Moon kadar iyi olacağını sanmıyorum. Hollywood'a dalmakta biraz fazla mı acele etti acaba?

Terence Malick'in yeni filmi hazır


Gerçi usta sinemacının bir önceki filmi The Tree of Life hala gösterime çıkmadı ama Terence Malick bir sonraki filmini bitirdi bile. Daha önce iki film arasına 28 yıl koyan bir yönetmen için inanılmaz bir hız doğrusu. Yeni filme gelince; henüz adı bile belli değil. Oyuncu kadrosunda Ben Affleck, Rachel McAdams, Javier Bardem, Barry Pepper, Olga Kurylenko ve Rachel Weisz gibi isimler var. Konusunu gizli tutuyor Malick ve basında şimdiye kadar çıkan tek görüntü de yukarıdaki fotoğraf. Bu arad The Tree of Life 27 Mayıs'ta gösterime girecek.

Tom Hooper'ın önlenemez yükselişi


Ki o yükselişler kaçınılımaz bir düşüşle sonlanır, unutmamak lazım. Aslına bakarsanız The Damned United'ın yönetmeni olarak övgüler yağdırdığım Tom Hooper için hala umudum var. The King's Speech bence o kadar başarılı değildi ama Tom Hooper'ı anaakım sinemada sağlam bir yere yerleştirdi. Zaten kariyer gidişatı da öyle gösteriyor. Şu sıralar Hollywood'da en gözde isimlerden biri tahmin edersiniz. Biz onu The Damned United gibi Oscar iddiası olmayan filmler çekerken görmek istiyoruz ama Hollywood tamamen başka türlü düşünüyor hakkında. Tom Hooper'a gelen teklifler arasında en çarpıcı olanı Iron Man 3 olsa gerek herhalde. Malum Iron Man son yıllarda en çok iş yapan serilerden ve böyle bir seriye yönetmen olmak sektör içinde büyük bir güç sahibi olmak demek. Ama neyse ki Tom Hooper bu teklifi "elinin tersiyle" itmiş ( film Shane Black'e kaldı ). Ama şimdi üzerinde düşündüğü bir başka teklif var. 24 Frames'in haberine göre Les Miserables müzikalinin yeni bir uyarlamasını yönetmesi yolundaki teklifi ciddi ciddi değerlendiriyor Tom Hooper. Kabul edip etmeyeceği yakında belli olur, ama beni asılo ilgilendiren Hooper'ın yeni kariyerini şekillendirirken önlemez yükseliş trendine kendisinin de kapılıp kapılmayacağı.

Oscar sunucularından Grease provası



Oscar töreninin bu yılki sunucuları Anne Hathaway ve James Franco yukarıdaki videoda Grease müzikalinden bir bölümü prova etmekteler. Törende böyle bir dans olacak anlaşılan. Görüntüleri sızdıran da James Franco'nun ta kendisiymiş.

23.02.2011

Günün Trailer'ı: Apollo 18


Bilim-kurgu korku filmi Apollo 18 1970'li yıllarda iptal edilen bir Apollo seferinin gerisindeki sırrı ifşa ediyor. Sözde. Yine "bulunmuş film" esprisi var. Bakalım nasıl olmuş?

Günün Afişi


Bugünkü afişimiz yine !F'ten. Meksika yapımı We Are What We Are ( Somos Lo Que Hay ) hiç fena değil gerçekten de. Afişi ise belki filmden bile daha çarpıcı. Henüz izlememiş olanlar filmi Perşemv-be saat 15.00'te Fitaş 4. salonda ya da Cuma günü 19.30'da AFM Caddebosta'da yakalayabilirler. Olmadı, Pazar günü 16.00'da İstinye Park'a bekleriz.

22.02.2011

Banksy'nin ilginç teklifi, Akademi'nin yanıtı


Malum, bu yılın Oscar adaylarından biri de Banksy'nin çektiği Exit Through The Gift Shop adlı belgesel. Devamlılık Hatası müdavimleri bilirler, film benim son zamanlarda izlediğim en iyi belgesellerden. Herneyse, Banksy de elbette Oscar törenine davet edildi. Ama bilindiği üzre Banksy'nin yüzünü gören yok. Yani tabii yakın çevresi görüyor da, herhangi bir fotoğrafını ya da görüntüsünü medyada göremezsiniz. Çektiği belgeselde de kendini karanlıklar içinde görüntülemiş ve hatta sesini bile elektronik olarak deforme etmişti. Bu tanınmama meselesi yüzünden Banksy törene değişik bir kılıkta gelmeyi teklif etmiş. Aklındaki kılık nasıl bir şeydi bilemiyorum ama filmindeki gibi olabilir pekala. Ne yazık ki törenin yapımcıları bu teklifi reddetmişler. Sebep de bir sürü başka tipin "Ben Banksy'yim" diyerek törene girmek isteme olasılığıymış. Haksız da değiller galiba. Yazık.