Klasik Sahne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Klasik Sahne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.06.2012

Klasik Sahne: When Harry Met Sally



Nora Ephron'un anısına, senaryosunu yazdığı ve romantik komedi türünde yeni bir dönemi başlatan When Harry Met Sally'den bir sahne var bu kez Klasik Sahne köşesinde. Meg Ryan ve Billy Cristal'in başrollerini paylaştığı filmin en ünlü sahnesi herhalde yukarıda yer alan "sahte orgazm" sahnesi olsa gerek. Fazla da iddialı konuşmak istemem ama Meg Ryan kariyerindeki hızlı yükselişi bu sahnedeki performasına borçludur bence. Sahnenin sonundaki espri ise ( "Bana da onun yediğinden verin" ) sinema tarihinin en vurucu tek satırlarından biridir şüphesiz.

26.12.2011

Klasik sahne: Reservoir Dogs




Quentin Tarantino'nun en sevdiğim filmi hala Reservoir Dogs'dur. Çektiği gerçekten tek bağımsız film de budur bence. Hem maddi hem de ruhani anlamda söylüyorum. Bu arada Miramax'ın yani Weinstein Biraderlerin 90'larda yükselişe geçen Amerikan bağımsız sinemasını nasıl var ettiklerini ( büyük ölçüde en azından ) ve sonra da nasıl yok ettiklerini anlatan Down and Dirty Pictures adlı kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Konumuza dönecek olursak, hemen öncesinde Tarantino'nun Like A Virgin şarkısını analiz ettiği, hemen sonrasında da çetenin o kültleşmiş yürüyüşünü yaptıkları "I Don't Tip" yani "Ben bahşiş vermem" sahnesi tüm filmin belki de en çok akılda kalan sahnesidir. Burada hem karakterleri hızlıca bir tanırız hem de başta Buscemi olmak üzere tüm oyunculara hayran kalırız. Ama aslında hayran kaldığımız şey Tarantino'nun diyaloglarıdır. Diyaloglar o sözleri sarf eden karakterlerin şekillenmesinde en önemli aracıdır Tarantino'nun filmlerinde ve bu sahne de bunun esaslı bir örneğidir. Filmde ayrıca Tim Roth'un oyunculuk dersi aldığı bir sahne vardır ki aklıma hep Hamlet'teki oyunculuk dersi sahnesi gelir. Tabii "kulak" sahnesini de unutmamak gerek. O sahne ki Michael Madsen'ın kariyeri için inanılmaz olanaklar sağlamış ama maalesef Madsen bu fırsatı değerlendiremediği için ikinci hatta üçüncü sınıf filmlere mahkum kalmıştır.