30.04.2015
Günün trailer'ı: The Visit
M. Night Shyamalan'ın yeni filmi The Visit yine korku/gerilim türünde elbette. Yönetmenin sinemasına alışık olanların yadırgamayacağı bir paranormal durum söz konusu ve bu kez yaşlılık meselelesi de bir hayli ön planda. Yukarıdaki trailer insanı merakta bırakıyor ne yalan söylemeli ama Shyamalan'da zaman zaman ciddi hayal kırıklığı yaşadığım için yine de temkinliyim. Bu arada 11 Eylül'de ABD'de vizyona çıkacak filmin afişi de hiç fena değil bence.
Don't Look Now yeniden mi çevrilecek?
Remake ya da bizim dilimizde söyleyecek olursak yeniden çevrim meselesi sinemanın sıkça başvurduğu bir yol. Özellikle de Hollywood'da konu sıkıntısı çeken yapımcılar son yıllarda işi iyice abarttılar ve geçmişte iş yapmış ( hatta bazen iş yapmamış ama kült olmuş ) ne varsa yeniden çekip piyasaya sürmeye iyice alıştılar. Bunu da farklı kisveler altında yapıyorlar. Bazen filme kaynak olan kitabı yeniden uyarlıyorlar ( ki bu da ne olursa olsun bir remake sayılabilir ), bazen de doğrudan filmin kendisini ele alıp bir takım küçük değişikliklerle bir kez daha çekiyorlar. Örneğin geçenlerde 1974 tarihli The Gambler'ın yen,iden çevrimi olan aynı adlı filmi izledim. James Caan'ın rolünü bu kez mark Wahlberg üstlenmiş ve yapımcılar arasında da ilk filmin senaristi James Toback'ın adı var. Bizzat Toback işin içinde olduğu için çok kötü bir film olmamış belki ama ilk filmin bir hayli karanlık ruh hali yeni çevrimde çağımızın izleyicisine uygun şekilde bir hayli yumuşatıldığı için etkisinden bir hayli kaybetmiş elbette ( John Goodman, Jessica Lange gibi oyuncuların birinci sınıf performanslarına rağmen ).
Gişede iyi iş yapmış filmlerin tüm devamı ve öncesi tüketildikten sonra yeniden çevrim çemberine dahil olması genellikle reboot şeklinde oluyor. yani zırt pırt yeniden başlayan Spider-Man, Superman, Batman serileri gibi. Bunlar tam ablamıyla remake sayılmıyorlar belki ama çıkış noktaları ( ve aslında varış noktaları da ) aynı: özgün konu bulunamadığı için aynı şeyi tekrar çekmek. Christopher Nolan ve Darren Aronofsky gibi çok az sayıda sinemacı dışında özgün bir senaryo için büyük bütçe bulabilen yönetmenler pek yok. Özgün fikirler hala az paraya çekiliyor ( bkz Coen Biraderler, Noah Baumbach, Wes Anderson vs ) ve bu da Hollywood'un içinde bulunduğu ciddi bir kriz aslında. Filmler ya çok büyük bütçelere çekiliyor ya da çok küçük bütçelere. Arası pek kalmadı. Belki Tarantino filmleri buna bir istisnadır ama işte o kadar. Stüdyolar gişe garantisi istiyor ve bu da özgün senaryolarla olmuyor onlara göre. Bu yüzden de eski filmlere başvuruyorlar genellikle. Çoğunlukla da hedefi ıskalıyorlar doğrusu. İstedikleri gişeyi alsalar bile yeniden çektikleri film, ilk filmin gölgesinde kalıyor ve izleyici ya da eleştirmenler tarafından beğenilmiyor. Hele bu film zamanında kült olmuş, kuşaklar tarafından sürekli izlenmiş bir filmse durum daha da acıklı oluyor ( bkz The Wicker Man, Carrie vb ). Anlaşılan şimdi de sıra 70'li yılların bir başka kült filmine, Don't Look Now'a gelmiş. 1973 yılında Nicolas Roeg tarafından çekilen ve aslen Daphne du Maurier'nin bir öyküsünden yola çıkan film sinema tarihinin en ünlü kültlerinden birine dönüşmüştü. Üstelik pek çok kült filmin aksine senaryosundan oyunculuğuna, kurgusundan görüntülerine kadar hemen her anlamda kusursuz bir filmdi Don't Look Now. Başrollerdeki Donald Sutherland ve Julie Christie'nin bir yandan giyindikleri, bir yandan da seviştikleri paralel kurguyla aktarılmış sahne sinema tarihinin en güzel sevişme sahnelerinden biri olarak anılır hala. Hal böyle olunca yeni bir Don't Look Now fikri insanın sinirini bozuyor elbette. Ne gerek var sahi? Gişe rekorları kırmayacağı belli herhalde. Altıncı His gibi bir şok gişe başarısı bekleniyor belki ama ilk filmin büyüsüne erişmesi imkansız bir yeniden çevrim başta Roeg olmak üzere onca insanın emeğine ve kimbilir kaç izleyicinin anısına haksızlık olmayacak mı? Gerçi henüz ne bir yönetmen var ortada, ne de oyuncular belli. Yani iş çekim aşamasına kadar gelemeyebilir. Çok da isabetli olur hani.
22.04.2015
Günün tasarımcısı: Andy Fairhurst
Özellikle sci-fi ve fantazi alanlarında ilginç tasarımlara imza atan Andy Fairhurst sinemadan da fazlasıyla beslenen bir grafik asarımcı. Britanyalı sanatçı Star Wars ve Back To The Future serileri için yaptığı tasarımlarla bir hayli ses getirdi. Gerçekten de son derece sağlam işlere imza attığını kabul etmek lazım.
21.04.2015
Cannes jürisinde kimler var
Bu yıl Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Jürisi'ne Coen Biraderler'in başkanlık edeceği daha önce açıklanmıştı zaten. Aklımıza gelen sorulardan biri iki kişi başkan olacağına göre geri kalan üyelerin kaç kişi olacağıydı ( toplam 9 kişi oluyor normalde biliyorsunuz ). Hemen arkasından gelen soruysa iki eş-başkan arasında bir görüş ayrılığı halinde oylarının nasıl sayılacağıydı. Hemen söyleyeyim, Coen Biraderler dışında 7 kişi daha davet edilmiş jüriye, yani toplam yine 9 kişi var ( iki eş-başkan dahil ). Bu üyeler arasında Meksikalı sinemacı Guillermo Del Toro ve Hollywood yıldızı Jake Gyllenhaal ilk dikkat çeken isimler. Ayrıca jüride bir yönetmen daha var ki birçokları sevinecek, bazıları da gençliğini ileri sürerek şüphe beyan edecek: Xavier Dolan. Jüride Avrupa kıtasından üç kadın oyuncu var bu yıl: Soğhie Marceau, Sienna Miller ve Rossy De Palma. Fransız oyuncu Marceau uluslarası alanda belki Marion Cotillard, Juliet Binoche gibi isimlerin gölgesinde kaldı ama yeteneği ve karşyeri tartışılmaz elbette. İngiliz oyuncu Sienna Miller ise özellikle son yıllarda farklı karakterlere bürünerek adından söz ettirdi. Öyle ki yakında Oscar için iddialı isimler arasına girebilir. Rossy De Palma'yı özellikle Almodovar takipçileri iyi bilir. Uzun yıllardır Almodovar filmlerinde izleyici karşısına çıkan oyuncu farklı tipiyle beyazperdenin unutulmaz simaları arasına girdi. Jürideki son isimse sektörün belki çok bilmediği ama müzik alanında büyük başarılara imza atmış Malili müzisyen Rokia Traore. Kendisi aynı zamanda bir şarkıcı ve şarkı yazarı.
20.04.2015
Batman v Superman için 2 afiş
2016'nın merakla beklenen süper kahraman uyarlaması Batman v Superman: Dawn of Justice bir süre daha ortalarda yok malum, ama geçenlerde yayınlanan trailer'ın ardından şimdi de 2 afiş yayınlandı ve izleyicilerin ilgisinin canlı tutulması yolunda başarılı bir adım daha atılmış oldu. Gerçi 1 yaıldan fazla bir süre bu ilgi nasıl ayakta kalacak bilmem ama gördüğünüz afişlerin güzel işler olduğunu söyleyebilirim. Şahsen benim şimdilik filme dair tek ciddi endişem Ben Affleck'in varlığı; hem de Batman rolünde. Onun dışında kadro gayet sağlam.
Günün trailer'ı: Mr. Holmes
Sherlock Holmes herhalde dünyanın en tanınmış kurmaca karakteri. Sinemada olsun, TV'de olsun, onun kadar çok uyarlaması yapılan bir karakter daha yok. Belki onunla aşık atabilecek tek karakter Dracula olabilir, emin değilim. Şimdi de Ian McKellen Temmuz ayında vizyona çıkacak Mr. Holmes adlı filmde efsanevi karakterin kılığına bürünmüş. Bu kez Sherlock'u yaşlı bir detektif olarak görüyoruz. Diğer Sherlock uyarlamalarının çoğunda olduğu gibi Arthur Conan Doyle'un bir romanından ya da öyküsünden yola çıkan bir film değil bu; bu kez Mitch Cullin'in A Slight Trick of the Mind adlı romanı temel alınmış. Bill Condon'ın ( Dreamgirls, Gods and Monsters ) yönettiği filmde Ian McKellen'a Laura Linney ve Colin Starkey gibi isimler eşlik ediyor.
19.04.2015
Günün afişi
Bizde Özgürlük Yürüyüşü adıyla Şubat ayında vizyona giren Selma yılın dikkate değer filmlerinden biriydi. En azından evvelki yıl Oscar alan 12 Years A Slave'den daha iyi bir film olduğu kesin, Steve McQueen'i çok sevsem de. Yukarıdaki afişe yeni rastledım ve ilk bakışta çok etkilendim. Biraz geç de olsa sizlerle paylaşmakta bir sakınca görmedim, sizin de dikkatinizden kaçmış olabilir zira.
Gişede daha da hızlı
Hızlı ve Öfkeli ( Fast and Furious ) serisinin son halkası Furious 7 ( Hızlı ve Öfkeli 7 ) gişede ciddi bir rekor kırdı. Film sinema tarihinde 1 milyar dolar gişe hasılatını aşan en hızlı yapım oldu. Bu barajı topu topu 17 günde geçen filmin orijinal adında Fast yani hızlı ibaresinin bulunmayışı ise tam bir ironi elbette. Film ayrıca bugüne kadarki en iyi 2. açılış hasılatına sahip ( ilki Harry Potter and The Deathly Hollws Part 2 ). Furious 7'den önce 1 milyar barajını en hızlı aşan film 19 gün ile Avatar olmuştu. Aslında Avatar yine aynı sürede bu varajı aşan Harry Potter and The Deathly Hollws Part 2 ve Avengers ile bu rekoru paylaşıyordu. Şimdi akla gelen soru şu elbette: Furious 7 acaba Avatar'ın toplamdaki gişe hasılatı rekorunu kırabilecek mi? Sizce?
Lars von Trier'den seri katil dizisi
Evet biliyorum, Lars von Trier'yi eskisi kadar sevmiyor hatta belki de artık nefret ediyorsunuz. Açıkçası Europa'yı hala sinema tarihinin en önemli filmleri arasına koysam da Lars von Trier gibi potansiyel olarak muhteşem bir sinemacı olabilecek zekada bir adamın kariyerinin büyük bölümünde izleyiciyi manipüle etmeye yönelik, provokasyon olsun da ne olursa olsun tarzı filmler çekmesini son derece manasız buluyorum. Yine de her yaptığını izliyor muyum ( muyuz ya da), izliyorum. En azından merak ediyorum. Şimdi de 8 bölümlük bir seri katil dizisi çekecekmiş ve bunu da katilin bakış açısından anlatarak yapacakmış. The House That Jack Built adlı dizinin daha önceki dizilerin hiç birine benzemeyeceğini iddia ediyor von Trier. zaten böyle büyük laflar etmese şaşardım. Dizinin oyuncu kadrosu henüz belirsiz ama Lars von Trier'nin "büyük" bir oyuncu kadrosu istediği ve uluslararası bir film yıldızının başrolü üstleneceği söyleniyor. hatırlanacağı üzre hazret 90'lı yıllarda Riget ( The Kingdom / Krallık ) adlı bir hayli sağlam ve tuhaf bir dizi çekmiş ve televizyon tarihinin en ayrıksı işlerinden birine imza atmıştı. Bakalım bu nasıl çıkacak?
18.04.2015
Miguel Gomes Cannes'da
Portekizli sinemacı Miguel Gomes 2012'nin en iyi filmlerinden biri olan Tabu ile hayranlığımızı kazanmış ve bir sonraki filmini merakla beklediğimiz isimler arasına girmişti. Ertesi yıl !f için İstanbul'a geldiğinde kendisiyle röportaj yapma fırsatı da bulmuştum. Yukarıdaki fotoğrafta bizzat kendisini görüyorsunuz; yani Miguel Gomes bu kez hem yönetmiş hem de oynamış anlaşlan. Çektiği film bu yıl cannes'da gösterilecek en uzun yapım, 3 bölümden oluşuyor ve 6 saatten uzun. Adı da Arabian Nights ( Binbir Gece Masalları ). Okuduğum haberlerden anladığım kadarıyla film yarışma için düşünülmüş ama süresi yüzünden Gomes'e Belirli Bir Bakış bölümüne girmesi teklif edilmiş. Gomes ise Yönetmenlerin 15 Günü'nü tercih etmiş. Bu arada Cannes ile ilgili bir diğer beklenti de Ben Wheatley'nin ( Kill List, A Field In England ) yeni filminin de resmi seçkiye alınma ihtimalinin olması. Çoğu zaman yarışmaya son anda bir eklenti olabiliyor ve belki de bu yıl Wheatley'nin filmi olacak bu eklenti.
Günün trailer'ı: Batman v Superman
Henüz bir hayli vakit var ama meraklısı çokça heyecanlanmıştır emini. Ben Christopher Revee kuşağından olduğum için aklıma As ya da Konak Sineması'nda seyrettiğim eski Superman filmleri ve o zamanlar kuyrukta beklerken hissettiğim heyecan geliyor. Zack Snyder'ın da sağlam bir iş çıkarttığına şüphem yok ama ben hala eskideyim işte, ne yaparsınız. Bu arada filmin vizyonu 25 Mart 2016, aklınızda olsun.
Günün afişi
Yukarıdaki Mulholland Drive afişi tasarımcı Sam Bosma'nın eseri ve Mondo tarafından piyasaya sürüldü. Her afişin ( özellikle de böyle art work sayılabilecek olanları ) filme bir yorum getirdiğini düşünürüm açıkçası ve burada da durum farklı değil bence. Bosma filmdeki Los Angeles'ı lacivert bir cengele benzetmiş ve kent manzarası da ateş böceklerini andırıyor sanki; görenleri kendisine çeken ama her daim tekinsiz. Oturup yeniden izlemek geldi içimden.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















