24.07.2012

Altın Portakal jürisinde çözülme


Çözülmeden kastım Kutluğ Ataman'ın ve Levent Kırca'nın Altın Portakal jürisinden ayrıldıklarını açıklamış olmaları elbette. Çok da şaşırtmamış olsa gerek bu "çözülme" haberi sinema çevrelerini. Zaten Hülya Avşar'ın jüri başkanlığı, açıklandığı andan itibaren tartışılmaya başlanmıştı. Sanıyorum Avşar başkan değil de jüri üyesi olsa bu tartışmalara pek zemin kalmamış olacaktı. Doğru dünyada da jüri başkanlığı yapan oyuncular var ama bu isimler genellikle temsil ettikleri sinemanın en saygın, en yetkin oyuncuları arasından seçiliyor. Örneğin Robert De Niro Cannes'da jüri başkanıydı ama Ewan McGregor ya da Natalie Portman değildi. Geçtiğimiz yıl da Altın Portakal'da Müjde Ar'ı görmüştük jüri başkanı koltuğunda. Müjde Ar ile Hülya Avşar arasında bir fark var mı derseniz, evet var bence. Biri 80'li yıllarda Atıf Yılmaz başta olmak üzere dönemin en önemli yönetmenleriyle çalışmış; öyle ya da böyle sinemadaki kadın uyanışının sembollerinden biri olmuş bir oyuncu, diğeriyse İbrahim Tatlıses filmleriyle yıldızını parlatmış, daha popüler kulvarda yükselmiş bir yıldız. En nihayetinde her ikisi de Türk sinemasının sembolü, doğrudur, ama hangi Türk sinemasının? Kutluğ Ataman'ın ve Sinan Çetin'in ( hep bu örnekler verildiği için söylüyorum ) filmlerinde bence hiç de unutulmaz sayılmayacak performansları bir yana, Hülya Avşar'ın herhangi bir ciddi festivalde ya da sinema etkinliğinde alkışlandığını ben hatırlamıyorum doğrusu. Tekrar ediyorum, Atıf Yılmaz'ın temsil ettiği Türk sinemasını mı daha çok önemsiyorsunuz, İbrahim Tatlıses'in mi? Ukalalık edip kimseyi de yargılayacak değilim, sadece benim tercihim ilkinden yana. Hülya Avşar başkan değil de jüri üyesi olmalıydı, diyeceğim odur.

Son Dakika!!
Bu arada son aldığım bir dedikoduya göre Kutluğ Ataman aslında jüride yer alan bir başkasına tepki olarak jüriden çekilmiş. Bu hanımın adını açıklayamıyorum ama böyle bir söylenti var, haber vereyim dedim.

23.07.2012

Altın Portakal Jürisi açıklandı



Bu yıl 49. kez düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin yarışma jürisi şekillendi. Aşağıda bu konuda dolaşıma sürülen basın bültenini bulacaksınız.


Başkanlığını Hülya Avşar’ın yapacağı Altın Portakal jürisinde yer alacak isimler açıklandı.


“Mizah, Muhalefet ve Demokrasi” ana teması üzerine şekillenen 49. Altın Portakal’ın ulusal uzun metraj film yarışmasının jürisinde,  yapımcı, yönetmen, senarist, oyuncu, görüntü yönetmeni, müzik sanatçısı, sinema yazarı ve akademisyen olmak üzere bir sinema eserinin sanatsal yaratıcılarını temsil eden geniş bir kompozisyon oluşturuldu.


Antalya Büyükşehir Belediyesi - Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliği ile 6 - 12 Ekim 2012 tarihlerinde düzenlenecek 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisinde yer alacak isimler şunlar: Kutluğ Ataman (yönetmen), Levent Kazak (senarist), Uğur İçbak (görüntü yönetmeni), Prof. Dr. Gülseren Güçhan (akademisyen), Levent Kırca (oyuncu), Selçuk Yöntem (oyuncu), Sümer Tilmaç (oyuncu), Ayşegül Aldinç (müzisyen – oyuncu),  Pelinsu Pir (oyuncu – stand up sanatçısı), Tunca Arslan (SİYAD Başkanı, sinema yazarı), Mine Kırıkkanat (yazar), Erdil Yaşaroğlu (karikatürist – mizah yazarı).



Elbette bazı isimlere itirazım var ama çok da önemli değil öte yandan. Festival nasıl bir oluşumsa jürisi de onu yansıtır nihayetinde. Bana garip gelen, geçen yıl olduğu gibi yine kalabalık bir jüri seçilmiş olması. 13 kişi fazla bence ve asıl sorun da bu. Bu kadar insanın olduğu yerde sağlıklı bir tartışma ortamı olmayacağını ve filmlerin gerektiği gibi değerlendirilemeyeceğini düşünüyorum.

Venedik Film Festivali Mira Nair ile açılıyor


69. Venedik Film Festivali usta sinemacı Mira Nair'in yarışma dışı gösterilecek olan The Reluctant Fundamentalist adlı filmle açılacak. Başrollerini Riz Ahmen, Kate Hudson, Kiefer Sutherland, Live Schreiber ve Martin Donovan'ın paylaştığı film Wall Street'de çalışan Pakistanlı bir adamın yaşadığı gerilim dolu olayları anlatıyor.Filmin müziklerini Peter Gabriel'in bestelediğini de ayrıca belirteyim. 29 Ağustos'da başlayacak olan Venedik Film Festivali 8 Eylül'de sona erecek.

Günün Afişi



The Master için gerisayım süredursun, filmin resmi afişi de nihayet internete düştü. Yarısı dolu bir bardak ( ya da şişe ) imgesini hatırlatan bu afiş tasarımı da aylardır üzerinde spekülasyonlar yapılan ama gizemini koruyan filme dair yeni soru işaretleri yaratacak gibi görünüyor.

Jack Ryan'ın çilesi bitiyor mu?


90'lı yılların sevilen kahramanlarından Jack Ryan uzunca bir süredir reboot için gün sayıyordu. Hala da sayıyor aslına bakarsanız ama sanki kara bulutlar dağılmaya başladı gibi bir süredir. Hatırlanacağı üzre bundan birkaç ay önce yeni Jack Ryan filminin yönetmeni Jack Bender projeden ayrılmış ve işler bir hayli sarpa sarmıştı. Ama Kenneth Branagh'ın yeni yönetmen sıfatıyla devreye girmesi herşeyi bir anda kolaylaştırdı. İşin ilginç ve hoş tarafı Branagh filmde kötü adamı da oynayacak. Daha önceki yıllarda Alec baldwin, Harrison Ford ve Ben Affleck gibi isimlerin canlandırdığı Jack Ryan'ı ise bu sefer Chris Pine canlandıracak. Pine aslında projeye ilk katılan isimlerden biri. Yani neredeyse 3 yıldır Jack Ryan'ı oynamak için bekliyor Pine. Bana sorarsanız çok yerinde bir seçim değil ama neyse ki bana soran yok. 

Günün Trailer'ı: Man of Steel




The Dark Knight Rises'ı beklerken bir yandan da gelecek yıl gösterime çıkacak Man of Steel'e bir göz atıverin. Superman filmleriyle çocuk denebilecek yaşta tanışmnış biri olarak Christopher Nolan'ın yapımcılığındaki bu yeni filmi ( en azından yukarıda gördüğümüz kadarıyla ) ilginç buldum doğrusu.

20.07.2012

Bond'u beklerken


James Bond'un 50. yılında gösterime girecek 23. Bond filmi Skyfall yılın en heyecanla beklenen yapımlarından. Geçenlerde filme ait yeni bazı fotoğraflar yayınlandı. Gördüğünüz gibi Türkiye'deki çekimler sırasında çekilmiş bu fotoğraflar. Bir Bond hayranı mısınız bilemem ama film 2 Kasım'da Türkiye'de gösterime girecek, şimdiden hatırlatayım.



Günün Trailer'ı: The Master



Paul Thomas Anderson kadar iyi dönem filmi çeken yönetmen azdır zannımca. İşin doğrusu sadece bir dönemi ele alan filmler değil onunkiler, bir dönemin değiştiği, dönüştüğü, başka bir döneme geçiş yaptığı filmler çoğunlukla. 70'lerden ( 80'ler mi demeli yoksa ) ve 1900'lü yıllardan sonra şimdi sıra 1950'li yıllarda. Scientology benzeri bir tarikatın nasıl kurulduğunu anlattığı bu filmde Philip Seymour Hoffman, Joaquin Phoenix ve Amy Adams gibi isimler rol alıyor. Vizyon ise Ekim'de.

19.07.2012

Altın Portakal'da Istvan Szabo jüri başkanı


Dünya sinemasının yaşayan en önemli ustalarından Istvan Szabo bu yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin Uluslararası Yarışma jürisine başkanlık edecek. Macar sinemacının özellikle 80'li yıllarda çektiği filmler Türkiye'de çok ses getirmiş ve festivallerin unutulmazları arasına girmiştir. benim favorim sanırım Mephisto'dur. daha o yıllarda bile tiyetroya olan düşkünlüğümden olsa gerek çok etkilemiştir beni Mephisto, her izlediğimde. Daha sonra İstanbul Film Festivali'nin davetlisi olarak İstanbul'a geldiğinde hiç unutamadığım bir şey söylemişti Szabo. "Sinemanın tüm diğer sanat dallarından farkı nedir biliyor musunuz?" diye sormuştu ödül almak için çıktığı sahneden. Sonra ellerini yüzüne yaklaştırmış ve "Close-up" yani yakın plan diyerek sorusunu yanıtlamıştı. Çok önemli bir keşif gibi gelmeyebilir size ama o zaman benim için gerçekten büyük bir kapı açmıştı önümde Szabo. Bu büyük ustayı bir kez daha Türkiye'de ağırlayacağımız için mutluyum doğrusu. 

18.07.2012

Hitchcock'tan pazarlama dersi



Doğrusunu isterseniz 20. yüzyılın en büyük yönetmenlerinden biri olmasının yanısıra Alfred Hitchcock sinema tarihinin en iyi pazarlamacılarından biri. Özellikle Psycho'nun gösterime çıktığı dönemde onun bu yanını çok net bir şekilde görebiliyoruz. Psycho için çektiği ve 6 dakika civarında süren trailer'ı daha önce bu sayfalarda paylaşmıştım. Filmle ilgili çok fazla sır vermeyen trailer'da Hitch izleyiciyi Bates Motel'de bir tura çıkarıyordu. Yukarıdaki videoda ise Hitchcock'un Psycho'yu izlemek isteyenler için koyduğu bir seri kural anlatılıyor. Bunların en önemlisi de "film başladıktan sonra kimse salona alınmayacak" kuralı. Bu tam da Hitchcock'un pazarlama konusundaki dehasını gösteren bir durum bence. Sonuçta hiç bir filme başladıktan sonra girmemek gerekir, sadece Psycho'ya değil. Ama sırf bu kural bile izleyicide "bu film farklı" duygusunu uyandırıyor ve daha salona girmeden bir gerilim başlıyor. harvey Weinstein ve Jerry Weintraub gibi pazarlama ustaları Hitchcock'un eline su dökemezlerdi herhalde.

Bret Easton Ellis: Tom Cruise bu rolle Oscar alır



Yazar Bret Easton Ellis twitter'ı aktif ve zaman zaman agresif kullanan isimlerden biri. Bir süre önce son ayların popüler romanı Fifty Shades of Grey'in senaryosunu yazmak istediğini duyurmuş ve kendince cast yapmya başlamıştı. Şimdiyse kendi romanı Lunar Park'ın sinema uyarlaması üzerine zihin alıştırmaları yapıyor. Ellis'in twitlerinden anladığım kadarıyla daha önce yine Ellis'in romanı The Rules of Attrection'ı sinemaya uyarlayan Roger Avary bu kez de Lunar Park için bir senaryo yazmış ve Eylül ayında da çekimlere başalayackmış. Roman, okumayanlar için kısaca anlatmak gerekirse, Bret Easton Ellis adlı yazarın başından geçen zaman zaman komik ama esas olarak korkutucu ve son derece trajik olayları anlatıyor. Twitter'dan oyuncu seçmeye başlayan Ellis'in filmde "kendisini" canlandırmak üzere uygun gördüğü oyuncular ise Edward Norton ( "neden benden bu kadar nefret ediyor?" diye soruyor Ellis ), Mark Ruffalo ( "sanırım ilk tercihim o olurdu" demiş Ruffalo için ) ve Tom Cruise. Ellis şunları söylemiş Tom Cruise için: "Tom Cruise herkesin en çok istediği oyuncu bu rol için ve Avary'nin senaryosuyla Oscar da kazanabilir ama oynamak isteyeceğini hiç sanmıyorum.". Üstüste twitlerle Tom Cruise'un bu role ne kadar uygun olduğunu anlatmaya devam eden Bret Easton Ellis emeline ulaşacak mı, bunu yakın gelecekte anlayacağız. ( Ayrıca şunu da hatırlatmak isterim, American Psycho'da Patrick Bateman ile Tom Cruise'un asansörde karşılaştığı çok komik bir sahne vardır. Bateman ona "Bartender filminde çok iyiydiniz" falan der, filmin asıl adı Cocktail'i bile hatırlamayarak. Aklıma geldi bir anda. ) Aşağıda da Bret Easton Ellis ile yapılmış bir röportaj var. Amerika ile başlayan sohbette Ellis yazarlık serüveni ve Lunar Park ile ilgili ilginç şeyler söylüyor.

17.07.2012

Comic-Con'dan yeni afişler


Şu sıralar çizgi roman ve sinema dünyasının kalbi San Diego'daki Comic-Con'da atıyor. Peter jackson da orada, Robert Downey Jr. da. Hemen her gün yeni bir olay yaşanıyor, yeni bir haber çıkıyor San Diego'da. Yukarıda ve aşağıda gördüğünüz afişler de ilk kez Comic-Con'da görücüye çıktı. Bakalım hoşunuza gidecek mi?