19.04.2015

Gişede daha da hızlı


Hızlı ve Öfkeli ( Fast and Furious ) serisinin son halkası Furious 7 ( Hızlı ve Öfkeli 7 ) gişede ciddi bir rekor kırdı. Film sinema tarihinde 1 milyar dolar gişe hasılatını aşan en hızlı yapım oldu. Bu barajı topu topu 17 günde geçen filmin orijinal adında Fast yani hızlı ibaresinin bulunmayışı ise tam bir ironi elbette.  Film ayrıca bugüne kadarki en iyi 2. açılış hasılatına sahip ( ilki Harry Potter and The Deathly Hollws Part 2 ). Furious 7'den önce 1 milyar barajını en hızlı aşan film 19 gün ile Avatar olmuştu. Aslında Avatar yine aynı sürede bu varajı aşan Harry Potter and The Deathly Hollws Part 2 ve Avengers ile bu rekoru paylaşıyordu. Şimdi akla gelen soru şu elbette: Furious 7 acaba Avatar'ın toplamdaki gişe hasılatı rekorunu kırabilecek mi? Sizce?

Lars von Trier'den seri katil dizisi


Evet biliyorum, Lars von Trier'yi eskisi kadar sevmiyor hatta belki de artık nefret ediyorsunuz. Açıkçası Europa'yı hala sinema tarihinin en önemli filmleri arasına koysam da Lars von Trier gibi potansiyel olarak muhteşem bir sinemacı olabilecek zekada bir adamın kariyerinin büyük bölümünde izleyiciyi manipüle etmeye yönelik, provokasyon olsun da ne olursa olsun tarzı filmler çekmesini son derece manasız buluyorum. Yine de her yaptığını izliyor muyum ( muyuz ya da), izliyorum. En azından merak ediyorum. Şimdi de 8 bölümlük bir seri katil dizisi çekecekmiş ve bunu da katilin bakış açısından anlatarak yapacakmış. The House That Jack Built adlı dizinin daha önceki dizilerin hiç birine benzemeyeceğini iddia ediyor von Trier. zaten böyle büyük laflar etmese şaşardım. Dizinin oyuncu kadrosu henüz belirsiz ama Lars von Trier'nin "büyük" bir oyuncu kadrosu istediği ve uluslararası bir film yıldızının başrolü üstleneceği söyleniyor. hatırlanacağı üzre hazret 90'lı yıllarda Riget ( The Kingdom / Krallık ) adlı bir hayli sağlam ve tuhaf bir dizi çekmiş ve televizyon tarihinin en ayrıksı işlerinden birine imza atmıştı. Bakalım bu nasıl çıkacak?

18.04.2015

Miguel Gomes Cannes'da



Portekizli sinemacı Miguel Gomes 2012'nin en iyi filmlerinden biri olan Tabu ile hayranlığımızı kazanmış ve bir sonraki filmini merakla beklediğimiz isimler arasına girmişti. Ertesi yıl !f için İstanbul'a geldiğinde kendisiyle röportaj yapma fırsatı da bulmuştum. Yukarıdaki fotoğrafta bizzat kendisini görüyorsunuz; yani Miguel Gomes bu kez hem yönetmiş hem de oynamış anlaşlan. Çektiği film bu yıl cannes'da gösterilecek en uzun yapım, 3 bölümden oluşuyor ve 6 saatten uzun. Adı da Arabian Nights ( Binbir Gece Masalları ). Okuduğum haberlerden anladığım kadarıyla film yarışma için düşünülmüş ama süresi yüzünden Gomes'e Belirli Bir Bakış bölümüne girmesi teklif edilmiş. Gomes ise Yönetmenlerin 15 Günü'nü tercih etmiş. Bu arada Cannes ile ilgili bir diğer beklenti de Ben Wheatley'nin ( Kill List, A Field In England ) yeni filminin de resmi seçkiye alınma ihtimalinin olması. Çoğu zaman yarışmaya son anda bir eklenti olabiliyor ve belki de bu yıl Wheatley'nin filmi olacak bu eklenti.

Günün trailer'ı: Batman v Superman



Henüz bir hayli vakit var ama meraklısı çokça heyecanlanmıştır emini. Ben Christopher Revee kuşağından olduğum için aklıma As ya da Konak Sineması'nda seyrettiğim eski Superman filmleri ve o zamanlar kuyrukta beklerken hissettiğim heyecan geliyor. Zack Snyder'ın da sağlam bir iş çıkarttığına şüphem yok ama ben hala eskideyim işte, ne yaparsınız. Bu arada filmin vizyonu 25 Mart 2016, aklınızda olsun.

Günün afişi



Yukarıdaki Mulholland Drive afişi tasarımcı Sam Bosma'nın eseri ve Mondo tarafından piyasaya sürüldü. Her afişin ( özellikle de böyle art work sayılabilecek olanları ) filme bir yorum getirdiğini düşünürüm açıkçası ve burada da durum farklı değil bence. Bosma filmdeki Los Angeles'ı lacivert bir cengele benzetmiş ve kent manzarası da ateş böceklerini andırıyor sanki; görenleri kendisine çeken ama her daim tekinsiz. Oturup yeniden izlemek geldi içimden.

16.04.2015

Yeni Blade Runner filminde ilginç isimler



En büyük itirazım yeni Blade Runner filmini Ridley Scott'ın çekmesine karşı olacaktı ama neyse ki hazret sadece yapımcı olarak var projede. Filmi yöneteceği açıklanan isim son derece ilginç bance: Denis Villeneuve. Kanadlı usta sinemacı kült film Blade Runner'ın öncesini anlatacak filmde gerçekten dikkate değer bir iş çıkarabilir. Öte yandan 1982 yapımı ilk film o kadar unutulmaz bir yer edindi ki sinema tarihinde, onun gölgesinde kalmak gibi bir tehlike her zaman mevcut. Bir hayli de büyük bir tehlike üstelik. Bu arada şunu da belirtelim ( ki zaten yukarıdaki fotoğraf çoktan anlatmıştır durumu ) Harrison Ford'un oynayacağı daha önce kesinleşen filmin başrollerinden birini de Ryan Gosling'in oynaması ihtimali bir hayli güçlü bir biçimde telaffuz ediliyor. Görüşmeler sürüyor deyip konuyu kapatayım en iyisi.

Altın palmiye adayları açıklandı

Paolo Sorrentino'nun Youth adlı filminde Michael Caine başrolde 
Thierry Fremaux bir hayli uzun süren bir basın toplantısı sonucunda bu yılki Cannes Film Festivali'nin resmi seçkisini açıkladı. Konuşması o kadar uzun sürdü ki sosyal medyadan alaylı salvolara maruz kaldı Fremaux. Üstelik 1800 filmin başvurduğu ve tüm filmlerin festival komitesince tek tek izlenerek değerlendirilidiği açıklaması birçoklarınca hiç inandırı bulunmadı. Herneyse, biz uzatmayalım en azından ve Altın Palmiye seçkisini sizlerle paylaşalım.

Marion Cotillard'ı Lady Macbeth rolünde izlemek muhteşem bir deneyim olabilir

Jacques AUDIARD - DHEEPAN ( geçici başlık )
Stéphane BRIZE - LA LOI DU MARCHE
Valerie DONZELLI - MARGUERITE ET JULIEN
Matteo GARRONE - IL RACCONTO DEI RACCONTI
Todd HAYNES - CAROL
HOU Hsiao Hsien - NIE YINNIANG ( THE ASSASIN )
JIA Zhang Ke - SHAN HE GU REN ( MOUNTAINS MAY DEPART )
KORE-EDA  Hirokazu - UMIMACHI DIARY ( OUR LITTLE SISTER )
Justin KURZEL - MACBETH
Yorgos LANTHIMOS - THE LOBSTER
MAIWENN - MON ROI
Nanni MORETTI - MIA MADRE
Laszlo NEMES - SAUL FIA ( SON OF SAUL )
Paolo SORRENTINO - YOUTH
Joachim TRIER - LOUDER THAN BOMBS
Gus VAN SANT - THE SEA OF TREES
Denis VILLENEUVE - SICARIO

Joachim Trier'nin filminde Isabelle Huppert, Jesse Eisenberg gibi isimler var

Yukarıdaki seçkide beni ilk bakışta heyecanladıran isimler Sorrentino, Trier ve Villeneuve oldu açıkçası. Listede bir de Macbeth ( Justin Kurzel ) bulunması yine bir başka heyecan vesilesi sayılabilir. Tabii filmde başrolleri paylaşan Marion Cotillard, Michael Fassbender ve David Thewlis gibi isimler de ayrıca ilginç kılıyor durumu. Üstelik Kurzel'in Snowtown'ını çok sevmiştim doğrusu, umarım bu da o ayarda bir film çıkar.

Özel Gösterimler bölümünde ünlü oyuncu Natalie Portman'ın yönetmen olarak ilk uzun metrajlı filmi Sipur Al Ahava Ve Choshech ( A Tale Of Love And Darkness ) izleyiciyle buluşacak.  Ayrıca Asif Kapadia ( Senna filmini hatırlayanlar sevinecektir ) imzalı belgesel Amy ( Amy Winehouse elbette ) Geceyarısı Seansı'nda gösterilecek. Woody Allen'ın Irrational Man, George Miller'ın Mad Max: Fury Road ve Mark Osborne'un yeni animasyonu The Little Prince yarışma dışı olarak gösterilecek yapımlar arasında dikkatimi çekenler.

Festivalin bizim açımızdan en önemli yanıysa Kısa Film Yarışması'na kabul edilen Türkiye yapımı bir filmin Cannes'da boy gösterecek olması. Ziya Demirel imzalı film Salı adını taşıyor ve Türkiye Fransa ortak yapımı olarak geçiyor.

15.04.2015

Cannes'ın açılış filmi belli oldu



68. Cannes Film Festivali bu yıl Fransız yapımı bir filmle açılıyor. 2005'teki Lemming'den ( Dominik Moll ) bu yana açılışta gösterilecek ilk Fransız yapımı olacak bu. La Tete Haute adlı filmin yönetmeniyse kariyerine oyuncu olarak başlayan ama sonra yazar/yönetmen olarak da adından sıkça söz ettiren Emmanuelle Bercot. 1987'deki Diane Kurys'ten ( A Man In Love ) bu yana ilk kez bir kadın yönetmenin filmi cannes'ın açılışını yapacak. La Tete Haute'un başlıca rollerini ise Catherine Deneuve, Benoit Magimel ve Sara Forestier paylaşıyor. Son yıllarda hep yıldız isimlerin rol aldığı uluslararası yapımlarla açılan Cannes bu yıl biraz da Thierry Fremaux'nun özellikle Fransız bir yapımla festivali açmak arzusu sayesinde bu şekilde açılacak. Bilindiği gibi Altın Palmiye jürisinin başkanlığını ABD'li iki sinemacı, Ethan ve Joel Coen kardeşler üstleniyor. Hangi filmlerin yarışmaya alınacağı ( ki La Tete haute yarışmada mı, değil mi, o da henüz bilinmiyor ) önümüzdeki günlerde açıklanacak ve festival 13 Mayıs'ta başlayacak.

13.04.2015

Sinemamızın bitmeyen belası: Sansür



Sinemamızın sansür tarihi bitmek bilmiyor, bitecek gibi de değil ne yazık ki. İşin en kötü tarafı festivallerin de bu sansür uygulamalarına kurban gidiyor oluşu elbette. Sonbaharda Antalya Film Festivali sırasında yaptığımız tartışmaların bir benzerini bu sefer İstanbul Film Festivali sırasında yapıyoruz. Haksızlık etmeyelim ama Antalya'dan bir hayli farklı bir durum var ortada: Antalya'da festival yönetimi sansürün varlığını bile kabul etmezken İstanbul'da yönetim hem bunu açıkça kabullendi hem de tepkilerini göstererek çekilen sinemacıları desteklediğini açıkladı. Yine de sansür var mı, var ve bu sinemamızın hiç bitmeyen belası ne yazık ki.

Bugünkü basın toplantısında Zeki Demirkubuz doğru bir teşhisle Bakur filminin iktidar tarafından zaten yasaklanmak istendiğini ve tüm kurgunun bu filmin izleyiciyle buluşmaması için tasarlandığını söyledi. Yani ortada açıkça siyasi bir sansür var ama bahane olarak Eser İşletim Belgesi gibi kimi formaliteler ileri sürülüyor. Bu durumda üstü kapalı bir sansürle karşı karşıyayız ve muhtemelen bizim bilmediğimiz kimi gizli kapaklı tehditler de söz konusu ama Azize Tan'ın da söylediği gibi sektör olarak toplu hareket etmek ve festivallerde yabancı filmlerden istenmeyen bazı belgelerin yerli filmlerden de istenmemesi gibi düzenlemeler muhakkak yapılmalı. Bu en azından bazı yasal/teknik bahanelerden kurtulmamızı sağlayacak ve sansür çok daha bariz bir uygulama olarak karşımıza çıkacak. Yani iktidar bazı bahanelerin ardına saklanamayacak ve sansür tartışmaları çok daha açık bir şekilde yapılacak. Gerçi bugün Kültür Bakanlığı'nın açıklamasında Bakur'un terör örgütü propagandası yaptığı ve bu durumun da festivali bağlayacağı yönündeki ifadeler sansürü tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor ama bir yandan da hala topu festival yönetimine atıyor olmaları resmi sansürü reddettikleri anlamına geliyor.

"Şimdi ne oldu yani?" diye soruyordu bugün Zeki Demirkubuz. Azize Tan da "Bundan sonra olacaklar önemli" diyordu. Her iki ifade de önemli ve zaten bundan sonrası da sektörün geri adım atmayacağı bir eylem planında gizli. Bu da yarın Atlas Sineması'ndaki toplantıda konuşulacak herhalde. Öte yandan bugünkü toplantının ardından sinema yazarlarıyla farklı köşelerde yaptığımız sohbetlerde işin içinde açıklanmayan kimi noktaların olduğunu ve hala açıklanması beklenen konuların olduğunu anladık. Özellikle Kültür Bakanlığı'nın sert yanıtı festivalden de bir yanıt istiyor sanki. Bakanlık yetkilileri kime nasıl bir baskı uyguladı, işin orası da karanlık ve her kafadan bir ses çıkıyor bu konuda. Yani tam olarak olayların nasıl geliştiği konusunda bir bilgi sahibi değiliz. Yine de olan bitenden umut devşirmek mümkün ve şimdilik elimizde sadece bu kadarı var.

12.04.2015

Günün afişi



Terrence Malick'in en iyi filmlerinden biri olan Badlands aradan geçen 40 küsur yıla rağmen gücünden bir şey kaybetmeyen ve güzel yaşlanan filmlerden. Gördüğünüz Mondo tasarımı illüstratör Tomer Hanuka'nın imzasını taşıyor. Çok da güzel iş olmuş bana sorarsanız.


Günün Trailer'ı: Youth



Paolo Sorrentino'nun yeni filmi Youth büyük bir olasılıkla Mayıs ayında Cannes'da izleyiciyle buluşacak. Bir önceki filmi, Oscar'lı La Grande Bellezza son yıllarda izlediğim en iyi filmlerden biriydi ve bu yüzden Youth'u da merakla bekliyorum. Tamamı ingilizce olan filmde Michael Caine, Rachel Weisz, Harvey Keitel gibi isimlerin başı çektiği sağlam bir kadro var.

SPECTRE'yi beklerken



24. Bond filmi SPECTRE yıl sonuna doğru vizyona çıkacak. sam Mendes'i bir kez daha yönetmen koltuğunda göreceğimiz filmde Bond kızı olarak yer alacak Monica Bellucci'nin ( 50 yaşındaki oyuncu bu role uygun görülen en yaşlı kişi oldu şimdiye kadar ) varlığı filmi bizim için bir kat daha cazip kılıyor kuşkusuz. Zaten Bond dediğin nedir ki; kızlar, arabalar ve oyuncaklar. Tabii bir de "kötü adam" meselesi var ki bu kez bu rolde Christophe Waltz'u izleyeceğiz gibi görünüyor. Yukarıda ilk kamera arkası görüntüleri, aşağıda da filmin teaser trailer'ını bulacaksınız. Kasım'a kadar sabredin artık.