20.02.2014

Günün trailer'ı: Teenage



Matt Wolf imzalı belgesel Teenage sadece treiler'ıyla bile heyecan yaratıyor doğrusu. jena Malone ve Ben Whishaw'un anlatıcılığını üstlendiği film 20. yüzyıl tarihini gençler üzerinden anlatmaya soyunan ilginç bir belgesel. Festivalde izler miyiz acaba?

19.02.2014

Günün !f trailer'ı: The Double



Richard Ayoade'nin yeni filmi The Double ülkemizde ilk kez !f İstanbul kapsamında izleyiciyle buluşuyor. Galası da bu gece hatta. Filme yer yok maalesef ve vizyon için ne kadar bekleyeceğiz bilemiyorum. Bileti olanlar kaçırmasın.

Şu "Oscar'ın habercisi" meselesi


Öyle ya da böyle yaklaşık 10 yıldır Oscar ödüllerine neredeyse ABD'deki kadar önem verilir oldu memleketimizde. Tabii bu Hollywood'un başarısı mı, bizim kabızlığımız mı bilinmez, ama içinde Oscar kelimesi geçen her haber ekranlarda ya da sayfalarda kendine muhakkak yer buluyor. Hatta öyle ki başka birçok ödül haberi de Oscar'la bir şekilde ilişkilendirilerek öyle sürülüyor piyasaya. Bu ilişkilendirmeler de çoğunlukla "Oscar'ın habercisi sayılan falanca ödüller sahiplerini buldu" klişesiyle geliyor önümüze. Oysa bu pek de doğru değil. Açıklamaya çalışayım. Oscar ödülleri bildiğiniz gibi ABD'deki Film Sanatları ve Bilimleri Akademisi'ne üye olan kişilerin oylarıyla dağıtılıyor. Bu üyelerin sayısı da 5800 - 6000 civarında. Tabii ki benim tüm bu üyeleri bilmem, tanımam mümkün değil ama kısa bir araştırma yaparsanız sizin de ulaşacağınız bilgiler mevcut internette. Akademi'de her üye farklı bir grubun çatısı altında yer alıyor. Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular vs gibi. En kalabalık grup oyuncular ( % 22 ). 2012'de 5100 üye üzerinde yapılan bir araştırmaya göre bu üyelerin % 94'ünün beyaz ( caucasian ), % 77'sinin erkek ve % 54'ünün de 60'yaşını geçkin olduğu anlaşılmış. Yani "Akademi muhafazakar" dendiğinde aslında bu istatistik her şeyi anlatıyor zaten. Öte yandan adaylıklarda her dalda o dalın akademiye kayıtlı uzman üyeleri oy veriyor. Yani ses miksajı adayları akademiye üye ses mühendislerinin oylarıyla belirleniyor vs. Gelelim "Oscar'ın habercilerine". Uzunca bir süredir memleketimizde ( ve bazı başka yerlerde tahminen ) Altın Küre ödülleri Oscar'ın habercilerinden biri olarak görülürdü. Gerçekten de iki törende çakışan bir takım ödüllerin çokluğu bu algıyı doğruluyor ve güçlendiriyordu. Oysa birisine Akademi üyeleri oy veriyor, diğerine Yabancı Basın Birliği üyeleri. Üstelik Altın Küreler o kadar çok ödül dağıtıyor ki, çakışma da çoğu zaman kaçınılmaz. Yine de birçok akademi üyesinin özellikle geçmişte Altın Kürelerden etkilendiği güçlü bir ihtimal. Ne var ki geçenlerde dağıtılan BAFTA ödüllerinin  bile "Oscar'ın habercisi" olarak görülmesi işi iyice zıvanadan çıkarmak anlamına geliyor bence. Yine belki kimi etkilenmeler mümkündür ama "habercisi" demek saçmalık. Fakat gerçekten bir haberci var aslında. Her yıl ödül sezonunda ABD'de meslek grupları o yılın en iyilerini belirleyen ödüller verirler. Yapımcılar Birliği En İyi Film dalında, Yönetmenler Birliği En İyi Yönetmen dalında, Oyuncular Birliği de En İyi Oyuncu dallarında verdikleri ödüllerle Oscar'a en yakın isabeti yapan gruplardır ve asıl haberci de ( eğer illa bir haberci aranacaksa ) onlardır. Zaten son 10 - 15 yıldır törenin izlenme oranlarının düşük çıkmasının ana sebebi de bu durumdur bana sorarsanız. Meslek grupları o kadar kesin bir şekilde kazananı işaret eder ki tören gecesine heyecan kalmaz. Bu yılki tercihlere bakalım örneğin:

Oyuncular Birliği  ( 1995'ten beri )
En İyi Erkek Oyuncu: Matthew McConaughey ( Dallas Buyers Club )
En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett ( Blue Jasmine )
En İyi Yard. Erkek: Jared Leto ( Dallas Buyers Club )
En İyi Yard. Kadın: Lupita Nyong'o ( 12 Years A Slave )

Yönetmenler Birliği  ( 1948'den beri )
En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron ( Gravity )

Yapımcılar Birliği ( 1989'dan beri )
En İyi Film: 12 Years A Slave & Gravity

Yapımcılar Briliği ve Yönetmenler Birliği ile Oscar ödülleri arasında sadece 7 kez uyumsuzluk olmuş bunca yıldır. Özellikle Yönetmenler Birliği ( en eskisi ) çok sağlam bir barometre. Öte yandan Yapımcıları Birliği de son 6 yıldır hiç şaşmamış. Bu yıl Yapımcılar Birliği'nin tarihinde ilk kez ödülü 2 film arasında paylaştırdığına da dikkat çekelim bu arada. Bir sürpriz olabilir belki ama Oscar'ı 12 Years A Slave ya da Gravity dışında bir film alırsa pek şaşarım.

Uzun lafın kısası, şu "Oscar'ın habercileri" artık sıktı sanki. Meslek birlikleri dığında gerçek bir haberci yok ve olsa da hiçbir anlamı yok. uzun bir süredir gerçek sinema ve gerçek ödüller ( sizin için anlamı varsa ) Hollywood dışında yapılıyor ve Yabancı Film ya da Belgesel dalları dışında Oscar'la da alakaları yok.

14.02.2014

Durieux'den Hitchcock afişleri


Belçikalı tasarımcı Laurent Durieux bu kez Alfred Hitchcock'un filmlerine el atmış ve ortaya biribirinden güzel afişler çıkmış. Mondo da bir sergiyle bu afişleri bir araya getirmiş. Nefis işler, kaçırmayın.







Güzel İşler: True Detective


HBO dizisi True Detective henüz bizde yayınlanmıyor ama sanal alemde izlemek mümkün elbette. Başrollerini Matthew McConaughey ve Woody Harrelson'ın oynadığı dizi kısık ateşte pişen iddialı bir suç draması. Bir hayli tarz sahibi bir yapım olan True Detective için farklı tasarımcılar görsel çalışmalar yapmış. Yukarıdaki afiş ( ve hemen alttaki verisyonu ) örneğin Jay Shaw!a ait. Alttaki diğer iki afiş ise Vania Zouravliov tarafından yapılmış. En altta Phantom City Creative imzalı bir başka afiş var. Meraklısı mondotees.com adresinden satın alabilir.






Günün afişi


2013'ün en iyi filmlerinden birini bir kez daha hatırlarken, Philip Seymour Hoffman'ı unutmamak için elbette...

Peter Greenaway sette


Önümüzdeki pazar gecesi BAFTA ödüllerinde bir onur ödülü alacak olan İngiliz sinemacı Peter Greenaway yeni filminin çekimlerine Meksika'da başladı. İngiliz Film Akademisi'nin prestijli ödüllerinde sinemaya olan büyük katkıları için özel bir ödül alacak olan Greenaway'in bu yılın sonlarına doğru vizyona girecek filmi Eisenstein In Guanajuato adını taşıyor. Film aslında tam da adında söylediği şeyi, ünlü Rus sinemacı Sergei Eisenstein'in Meksika'nın Guanajuato kentinde geçirdiği 10 günü anlatıyor. 1931 yılında Meksika'ya giden ve burada aşık olan Eisenstein için hayatının çok önemli bir dönemini oluşturan bu 10 günün hikayesi için Greenaway şunları söylemiş: "Sinemanın ölmekte olduğu bir dönemde sinemanın en büyük ustasını anmak çok uygun düşecektir. Sinema işi hiç değişecek gibi görünmüyor. 1931'de Eisienstein'ın karşılaştığı problemlerin hepsi yeniden ortaya çıktı. Finansman zorlukları, lojistik problemleri, kültür ve dil engelleri. Eisenstein nasıl uğraştıysa bunlarla biz de uğraşıyoruz."  Eisenstein'ı Finlandiyalı aktör Elmer Back'in canlandırdığı filmde ayrıca Luis Alberti, Stelio Savante ve Lisa Owen gibi isimler de var. Aşağıda filme ait set fotoğraflarını görüyorsunuz. Merakla beklediğimi söylememe gerek yok herhalde.







12.02.2014

Oscar adayları aynı karede


Geçenlerde Beverly Hills Hilton Oteli'nde düzenlenen geleneksel Oscar yemeğinde çekilen bu fotoğraf bu yılki Oscar adaylarını aynı karede görüntülüyor. Tabii ki ekseik bir fotoğraf bu çünkü en azından Jennifer Lawrence yok. Başka eksikler de vardır muhakkak ama gerisi pek umurumda değil doğrusu. Hemen hatırlatayım, fotoğraf küçük görünüyor ama tıkladığınızda büyük bir versiyonu açılıyor elbette.

Günün trailer'ı: Trancendence



Başrolünde Johnny Depp'in yer aldığı Trancendence yönetmen Wally Pfister'ın ilk uzun metrajlı filmi. Hatırlarsanız Pfister yıllardır Christopher Nolan'ın filmlerinde görüntü yönetmeni sıfatıyla karşımıza çıkan bir isim. Nihayet 52 yaşında yönetmen koltuğuna oturan Pfister "Benden Nolan-lite ( hafifleştirilmiş Nolan ) bir film bekleyenler çok yanılacak. Evet onun yanında yetiştim ama duygusal olarak başka bir döneme aidim. Ben Star Wars öncesi Soylent Green gibi filmlerin olduğu bir dönemden geliyorum, Chris Nolan ise çok farklı" diyor. Trancendence'ın başlıca rollerinde Rebecce Hall, Paul Bettany, Morgan Freeman, Cillian Murphy ve Kate Mara gibi isimler var. Kimileri filmi Spike Jonze imzalı Her'ün karanlık bir antitezi olarak görüyor, onu da belirteyim.

11.02.2014

Shirley Temple 1928 - 2014


Dünyalar tatlısı Shirley Temple'ı biz hep bu haliyle hatırlıyoruz ve öyle hatırlamaya da devam edeceğiz ama onu biraz daha yakından tanımak isteyenler aşağıdaki belgeseli izlesinler derim. 

5.02.2014

Günün afişi


Tüm zamanların en başarılı korku filmlerinden biri olan The Shining çekildiği 1980 yılından bu yana büyüsünden hiçbir şey kaybetmedi. Stanley Kubrick imzalı film kült statüsüne de ulaştı ve hakkında teoriler üretildi ( kimileri cidden tuhaf komplo teorileri ), belgeseller çekildi. Hal böyle olunca filme dair yeni afiş tasarımlarının yapılıyor olması da çok şaşırtıcı değil. Yukarıdaki afişi de Thomas Walker yapmış. Gayet de güzel olmuş bence.

3.02.2014

Philip Seymour Hoffman 1967 - 2014


Bu erken ve alabildiğine acı ölüm dün akşamdan beri aklımdan çıkmıyor. İnanmakta zorlanıyorum, birçokları gibi eminim. Philip Seymour Hoffman'ın uyuşturucu sorunu olduğunu bilmiyordum nedense, ve yine nedense onu hiç de uyuşturucuyla bağdaştırmamıştım. Sanki o böyle işler için çok olgun, çok bilgeymiş gibi. Alakası yok oysa. Uyuşturucunun, hayatla yaşadığınız sorunların ve bunların üstesinden gelmek için yapmaya hazır olduğunuz şeylerin bilgelikle pek alakası yok elbette. Philip Seymour Hoffman Hollywood'da çokça rastladığımız "zıpır" ya da "züppe" yıldızlardan biri değildi ama muhakkak ki sistemle çok ciddi problemleri olan ve hayatında ne olduğunu bilmediğimiz, bilemeyeceğimiz nice acılar yaşayan, bana sorarsanız vicdan ve bilinç sahibi ( her iki sözcük de conscience ingilizcede ) bir oyuncuydu. Uyuşturucuya, eroine de bu yüzden ihtiyaç duymuştu zahir. 23 yıl uzak kalmayı başarabildiği halde hem de. Çok üzgünüm ve fazla ahkam kesmek de istemiyorum. Onu unutamadığım rollerinden bazılarıyla ( o kadar da çok var ki ) anmak istiyorum, hepsi bu.