17.12.2015

Paul Thomas Anderson'dan Quentin Tarantino'ya 70 mm maceralar


Paul Thomas Anderson'ı bir projeksiyon odasında makinaya film takarken gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? 2012 yılında tam da bu olay yaşanmış işte. Bir önceki filmi The Master'ı 65 mm formatında çeken usta yönetmen topu topu 14 özel salonda 70 mm formatında gösterilen filmi için kolları sıvamış ve bir salonda projeksiyon odasına kadar girip filmi makinaya takmış. Onunla birlikte sözünü ettiğim 14 salona dağılan isimler arasında The Weinstein Company'nin bu işlerden anlayan çeşitli uzmanları da varmış. Şimdi sırada Tarantino'nun son filmi The Hateful Eight için düzenlenecek operasyon var. Üstelik iş bu sefer daha zorlu, zira Tarantino, o muhteşem sinema manyağı, filminin gösterileceği salonların belli bir yüzdesinin kesinlikle 70 mm olmasını istiyor ve bu sayı 14'den kesinlikle çok daha fazla.


Sorun şu: tüm dünya dijital sisteme uyum sağlamış durumda ve eski usul projeksiyon makinası bulunduran sinema salonu yok denecek kadar az. Sinema husuunda son derece titiz ve saygılı bir yönetmen olan Quentin Tarantino ise The Hateful Eight'i inat edip 70 mm çekti ve üstelik de 100 salonda 70 mm gösterilmesini şart koştu. Tüm bu operasyonun sorumluluğu da The Weinstein Company'de dağıtım bölümümün başında bulunan Erik Lomis'e kaldı. Lomis yaklaşık 18 ay önce işe koyuldu ve ortalıkta ne kadar eski 70 mm projeksiyon makinası varsa sessizce toplamaya başladı. İnternetten bir çok eski makinaya ulaşan Lomis'in bu aletleri tarantino'nun filmi için topladığı anlaşılınca bir anda fiyatlar üçe, dörde katlanmaya başladı ve bütçe bir hayli arttı. İşin bir de şu yönü var; bu antika makinalar sanıldığı gibi tak fişi çalışsın durumda değiller. Çoğunlukla 4-5 makinanın parçaları birleştirilerek ancak 2-3 tane çalışan projektör elde edilebiliyor. Mercek meselesi ise ayrıca bir problem, zira eski salonlarda perdenin projeksiyona olan uzaklığı daha fazla olduğu için günümüzün büyük stadyum tarzı salonlarına tam olarak uymuyor. Bunun için de Schneider Optic yeni lensler tasarlamak zorunda kaldı. Tüm bunların ötesinde filmlerin salonlara nakliyesinin de ayrı bir sorun ve maliyet olduğunu eklemekte fayda var.


Geldiğimizi noktada TWC dünyadaki 70 mm projektörlerin % 60-70'ini elinde bulunduruyor. Bu sayıda 120 ve ABD'de 100 salon için projektör hazırlanmış durumda. Tabii bu projektörler film vizyona çıkmadan önce test edilecek ve her biri 12 saat boyunca çalıştırılacak, ki asıl gösterim sırasında bir sorun yaşanmasın. Operasyonun gösterim kısmını üstlenen Boston Light and Sound adlı şirket bu 100 salonda çalışacak görevlileri özel bir 70 mm eğitimine aldı ve her salona gerekli olabilecek yedek parçaları yolladı. Kısa bir süre sonra, yani Noel'de film gösterime çıktığında her şeyin hazır olması için son çalışmalar şu sıralarda yürütülüyor. Merak edenler için şunu da belirtelim, ABD dışında filmin gösterimi ne yazık ki 70 mm projeksiyon makinalarıyla olmayacak pek. İngiltere ve Avustralya'da bir kaç makina var ama onlar da iki elin parmaklarını geçecek kadar değil. Türkiye'de ise bu imkan ne yazık ki hiç yok. Ya da var mıdır dersiniz? Elinde 70 mm projektör olup da The Hateful Eight'i orijinal formatında gösterecek bir babayiğit çıkar mı? Gerçi artık çok geç herhalde.


İlginç bir başka bilgi de şu: Tarantino'nun tercih ettiği Ultra Panavision 70 formatını daha önce sinema tarihinde kullanan topu topu 10 film olmuş. Sonuncusu da 1966 tarihli Charlton Heston filmi Khartoum. Tarantino bugün bu formatı seçerken bir anlamda da sinema deneyiminin salonlar dışında başka hiçbir yerde benzeri yaşanmayacak bir örneğini sunuyor aslında. Bu da işin bir başka yönü.


*Kaynak olarak Deadline Hollywood'da yayınlanan makale kullanılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme