19.11.2011

18.11.2011

Klasik Sahne: The Shining


Gelmiş geçmiş en başarılı korku filmlerinden biridir The Shining. Stanley Kubrick'in akılalmaz ince işçiliği ile Jack Nicholson'ın delimsirek dehasının birleşimi kesinlikle Stephen King'in romanını aşıp başka bir yerlere götürmüştür The Shining'i. Nitekim King de bunu fark etmiş ve çeşitli defalar filmi yerin dibine sokmuştur. Yine de The Shining ve tabii ki yukarıdaki sahne unutulmazdır. Aşağıya da bu filmin setinden çekilmiş bir fotoğraf koyuyorum. Kubrick'in çektiği fotoğrafta yönetmenin sinema anlayışına dair de güçlü bir ipucu yok mu? Sanki Kubrick "filmimin asıl yıldızı benim, sizin o çok sevip taptığınız starlar değil" diyor gibi, ne dersiniz?


Dondurmaya Dude lezzeti


Tabii ki böyle bir dondurma yok, keşke olsaydı. White Russian lezzetli bir Dude dondurmasına yaz kış ihtiyaç var bence. Yukarıda gördüğünüz Ben & Jerry marka dondurmayı Bostonlu grafik tasarımcı John Defreest ( nam-ı diğer John etc ) yapmış. Başka dondurmalar da tasarlamış John etc, merak ediyorsanız yazının devamında görebilirsiniz.

17.11.2011

David Fincher ne karıştırıyor?


The Girl With The Dragon Tattoo için geri sayım başladı ama Oscar ödüllü yönetmenin bir sonraki filmini şimdiden merak edenler olduğunu düşünmekte haksız değilim sanıyorum. Fincher ile ilgili iki haber ilişti gözüme son günlerde. Bunların ilki Benjamin Button'ın senaristi Eric Roth'un Cleopatra senaryosunu elden geçireceği ve filmi de büyük bir ihtimalle Fincher'ın çekeceği yönündeydi. Hatırlarsanız, Stacy Schiff'in yazdığı Cleopatra: A Life adlı biyografisinden uyarlanan filmde başrolü Angelina Jolie'nin canlandıracağı haberleri çıkmış, yönetmen koltuğundaysa da James Cameron, Paul Greengrass gibi isimlerin oturma ihtimalinin olduğu söylenmişti. Son dedikodular filmi David Fincher'ın çekeceği yönünde. Hayırlısı.


Benim asıl ilgimi çeken haberse David Fincher'ın pilot bölümünü çekeceği ve başrollerini Kevin Spacey ve Robin Wright'ın üstleneceği TV dizisi House of Cards. Politik bir gerilim olan House of Cards aslında BBC'nin 1990'da çektiği aynı adlı mini dizinin bir uyarlaması. Netflix için çekilen ve şimdilik 26 bölüm sipariş edilen House of Cards 2012 yılında başlayacak. Diziyi özel bir internet kanalı olan Netflix'in yayınlayacak olması aslında çok iyi bir haber değil ama meraklanmayın Sony ilk gösterimin ardından diğer kanallara dağıtım hakkını almış. Uzun yıllar West Wing izlemiş ve iyi bir politik dramanın değerini bilen biri olarak bu diziyi iple çektiğimi söylemeliyim. Üstelik Kevin Spacey, daha ne olsun.


Klasik Sahne: The Insider


Klasik Sahne serisine Michael Mann'ın 1999 tarihli filmi The Insider ile başlıyorum. Neden bu filmle başladığımı bilemiyorum aslına bakarsanız. Başka bir şey için uygun bir sahne ararken bu sahneyi de seyretmiş ve filmi ne kadar çok sevdiğimi hatırlamıştım, ondan olabilir. The Insider'ı çok severim gerçekten de. Michael Mann'ın en sevdiğim filmi olabilir hatta. Hem hikayesi, hem görsel dili muhteşemdir. Oyunculuklar ve müzikler de çok iyidir. Neredeyse hiç boş sahne yoktur diyebilirim. Yukarıdaki sahneden daha çok aklımda kalan sahneleri var aslında ama ben bu bölümün filmin en can alıcı sahnesi olduğunu düşünüyorum. Medya, gazetecilik, derin ilişkiler, politik ve ekonomik çıkarlar... Biraz düşünürseniz Türk medyasının şu andaki durumuna dair çok paralellikler kurabilirsiniz.

16.11.2011

Günün Trailer'ı: Being Flynn


Nick Flynn'in 2004 tarihli anı kitabı Another Bullshit Night in Suck City'den sinemaya uyarlanan Being Flynn'in trailer'ı fena görünmüyor. Oyuncular çok iyi bir kere. De Niro, Dano, Moore... Yönetmen koltuğunda ise Paul Weitz var. Çok önemli bir yönetmen değil elbette ama belki kariyerinin en şaşırtıcı işini çıkarmıştır ortaya, kimbilir.

Batman neden Wall Street'e çıkmadı?



Bir süre önce Christopher Nolan'ın yeni Batman filmi The Dark Knight Rises'ın bazı sahnelerinin Occupy Wall Street eylemlerinin yapıldıüdığı yerde çekileceği açıklanmış, bu sahnelerin filmde hangi bağlam içinde yer alacağı akıllarda soru işaretleri uyandırmıştı. Ancak sonradan bu çekimlerden vazgeçildi. Polisin son günlerde Zucotti park'ta yaptıkları operasyonlar sonrası iş zaten imkansızlaştı. Ama Nolan ve ekibinin neden bu fikri rafa kaldırdıklarını merak ediyorsanız, aşağıda filmin oyuncularından Matthew Modine'in bu ko nuda yaptığı açıklamayı bulabilirsiniz.

"Christopher Nolan ve muhteşem ekibinin Wall Street işgalcilerine çalışma fırsatı tanıması ve onları bu şekilde desteklemesi ilk başta çok iyi bir fikir gibi görünmüştü ama aslında böyle yaparak çok kötü bir mesaj yollamış olacaktık. Sonuçta bir film çekiyoruz biz. Orada olanlar ise filmden çok daha önemli. Onlarla işbirliği yapmak güzel ama, olup bitenleri küçültmek, önemsizleştirmek istemedik. Yaptıklarına saygı göstermek, onların eylemlerinin politik bağlamda içinin boşaltılmasına yol açmaktan çok daha önemli."

Günün afişi


John Carpenter'ın ilk filmlerinden Assault On Precinct 13 ( 1976 ) için tasarlanan bu afişte Tyler Stout'un imzası var.

14.11.2011

Pedro Almodovar'ın güzellik anlayışı


Pedro Almodóvar: Under His Skin on Nowness.com.


Son filmi La Piel Que Habito'yu henüz izleyemedim ama yıl sonunda vizyona girdiğinde izleyeceğim umarım. Bu arada Nowness yönetmenle yapılan kısa bir söyleşiyi yayınlamış, ben de sizinle paylaşıyorum. Söyleşi büyük ölçüde güzellik kavramı üzerinde dolaşıyor. "Bence en güzel kadın Katharine Hepburn" diyor Almodovar bir yerde. Kısa ve güzel bir söyleşi, izleyin derim.

Günün Trailer'ı: Safe House


Konu tırışkaya benziyor ama oyuncu kadrosu fena değil. Denzel Washington'u ve Sam Shephard'ı her zaman sevmişimdir. Ryan Reynolds'u saymıyorum ama mesela daha küçük bir rolde oynayan Brendan Gleeson da ( The General, In Bruges ) hiç fena değildir. Daniel Espinosa'nın ( adına aldanmayın, İsveçli kendisi ) çektiği Safe House 2012 Şubat'ında gösterime çıkacak.

11.11.2011

İş Billy Crystal'a kaldı


Şaşırdım mı peki? Tabii ki hayır. daha önce 8 kez Oscar'ı sunan Billy Crystal üç gündür süren Oscar krizine can simidi oldu ve sular şimdilik sakinleşti. Crystal sunuculuk görevini kabul ettiğini dün twitter'dan duyurdu ve şöyle bir twit attı: "Oscar'ı ben yapıyorum, böylece eczanede çalışan genç kadın reçetemi hazırlarken bana adımı sorup durmayacak artık". Billy Crystal kötü bir sunucu değildir ama önceki yıllardan farklı bir performans da beklemiyorum doğrusu. Gerçi uzunca bir süredir Oscar törenleri son derece heyecansız ve sıkıcı geçiyor ama bizim festival törenlerinden hala bin kat daha iyidir. Brett Ratner'dan boşalan yapımcılık görevini de Brian Grazer üstlendi bu arada.

10.11.2011

Oscar'da şok


Tam da bayrama denk geldiği için biraz geç haber veriyorum. Oscar ödül töreninin yapımcısı Brett Ratner ve sunucu Eddie Murphy birer gün arayla törendeki görevlerini bıraktıklarını açıkladılar. Nedeniyse Ratner'ın Tower Heist filmi için düzenlenen bir soru-cevap seansında bir soruyu yanıtlarken "fags" ( yani "i..eler" ) sözcüğünü kullanmasıydı. Eşcinselliği ve eşcinselleri aşağılayan bu ifadeyi istem dışı etmiş olsa da pişmanlık duyan Ratner "Sözlerim Akademi'nin temsil ettiği yüksek ideallere yakışmadı" diyerek törendeki görevini bıraktığını açıkladı. Akademi Başkanı Tom Sherak da "Brett ratner iyi bir insan ama sözleri kabul edilemez" diyerek tepkisini açıkladı. Bir gün sonraysa Ratner'ın yakın arkadaşı, törenin sunucusu Eddie Murphy de istifa etti ve töreni sunucusuz bıraktı. Yerlerine kimin geçeceği henüz belli değil ama belli olur olmaz size de ileteceğim.