26.03.2012

Empire ödülleri verildi


İngiliz popüler sinema dergisi Empire'ın ödülleri haftasonu düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu. Tinker Tailor Soldier Spy ve son Harry Potter filmi The Deathly Hallows Par 2 törende öne çıkan filmler oldular. İşte tüm ödüller.

En İyi Film: Harry Potter and the Deathly Hallows Part 2
En İyi İngiliz Filmi: Tinker Tailor Soldier Spy
En İyi Erkek Oyuncu: Gary Oldman ( Tinker Tailor Soldier Spy )
En İyi Kadın Oyuncu: Olivia Colman ( Tyrannosaur )
En İyi Yönetmen: David Yates ( Harry Potter )
En İyi Çıkış Yapan Erkek Oyuncu: Tom Hiddleston ( Thor )
En İyi Çıkış Yapan Kadın Oyuncu: Felicity Jones ( Like Crazy )
En İyi Komedi: The Inbetweeners Movie
En İyi Korku Filmi: Kill List ( aşağıda )
En İyi Gerilim: Tinker Tailor Soldier Spy
En İyi Bilim-kurgu: Thor
3D Sanatı Ödülü: The Adventures of Tintin: The Secret of the Unicorn
Empire Kahraman Ödülü: Michael Fassbender
Empire Esin ( Inspiration ) Ödülü: Ron Howard
Empire Efsane Ödülü: Tim Burton


24.03.2012

Olimpiyat ateşiyle geri dönen film


Malum bu yıl Londra'da Olimpiyat Oyunları düzenleniyor. Kasım sonlarında Londra'ya gittiğimde kentin haldır haldır bu organizasyona hazırlandığını ve özellikle Londra'da yaşayanların da bu hazırlıklardan ne kadar bıkmış olduğunu görmüştüm. Hakszı da değillerdi aslında zira kentin hemen her yerinde inşaatlar vardı ve bir çok metro istasyonu da kapatılmıştı. Ama konumuz bu hazırlıklar değil elbette. Konumuz benim de çok sevdiğim bir film ve bu filmin Olimpiyatlar sayesinde yeniden gündeme gelmiş oluşu. Film: Chariots of Fire ( Ateş Arabaları ). 1981 tarihli film 1924 Olimpiyatlarına katılan İngiliz atletlerin mücadelelerini anlatır. Gerçek olaylar ve kişilerden yola çıkan filmde özellikle 100 metre yarışçısı Harold Abrahams ve katolik inanışları yüzünden Pazar günü düzenlenen 100 metre seçmelerine katılmayıp 400 metrede altın madalya alan Eric Liddle'ın öyküleri ön plandadır. Hayatımın azımsanmayacak bir bölümünde bana atlet olma hayalleri kurduran ve En İyi Film dahil toplam 4 Oscar alan bu film tam da Londra Olimpiyatları ile eş zamanlı olarak yeniden salonlara çıkacakmış. Hugh Hudson imzalı film için Vangelis'in gerçekten güzel müzikler bestelediğini söylemem gerek. tabii bu arada şunu da ekleyeyim yaz aylarında yeniden vizyona çıkacak film İngiliz Film Enstitüsü tarafında dijital olarak yeniden master edilecek. Atletizm ve Olimpiyat Oyunlarıyla ilgili en güzel filmlerden biri olan Chariots of Fire'ı hala izlemediyseniz muhakkak bir yerden bulun izleyin derim.

23.03.2012

Cannes için tahminler


Fransız sinema dergisi Premiere bu yıl Cannes Film Festivali'nde yer alması muhtemel filmlere dair bir takım tahminlerde bulunmuş. Aşağıda sıralanan filmler hangi bölümlere alınır bilinmiyor ama Premiere dergisi her birinin yanına yüzdesini de yazarak muhtemel filmleri tek tek ele almış. Siz de bir inceleyin isterseniz.


Yüksek ihtimal
Un Gout de Rouille et d'Os - Jacques Audiard 99.1 %
To Rome With Love - Woody Allen 99.9 %
Vous n'avez encore rien vu - Alain Resnais 99.999 %
Cosmopolis ( yukarıdaki foto ) - David Cronenberg 99.2 %
On The Road - Walter Salles 95 %
Amour - Michael Haneke 95 %
Laurence Anyways - Xavier Dolan 90 %
Killing Them Softly - Andrew Dominik 93 %
Mishima - Koji Wakamatsu 90 %
The End - Abbas Kiarostami 85 %
Elefante Blanco - Pablo Trapero 89 %
Post Tenebras Lux - Carlos Reygadas 90 %
Le Grand Soir - Gustave de Kervern & Benoit Delepine 92 %
In The Fog - Sergei Loznitsa 89 %
Holly Motors - Leos Carax 88 %
The Funeral - Terrence Malick 80 %
Dans La Maison - François Ozon 77 %
Apres Mai - Olivier Assayas 81 %
Superstar - Xavier Giannoli 72 %


Dışarıdakiler ( Outsiders )
Mud - Jeff Nichols ( yukarıda ) 70 %
Stoker - Park Chan-wook 65 %
The Broken Circle Breakdown - Felix Van Groeningen 69 %
Aimer a perdre la raison - Joachim Lafosse 79 %
The We & the I - Michel Gondry 79 %
Sightseers - Ben Wheatley 75 %
Pierre de patience - Atiq Rahimi 73 %
No - Pablo Larrain 75 %
Quelques Heures de Printemps - Stephane Brizé 72 %
Main Dans la Main - Valierie Donzelli 65 %


Belki olur, belki olmaz
The Master - Paul Thomas Anderson 40 %


Uzak ihtimal
The Grandmasters  ( yukarıda ) - Wong Kar-wai 5 %
Only God Forgives - Nicolas Refn Winding 9 %
Jimmy Picard - Arnaud Desplechin 0 %

Wes Anderson ile röportaj


Bu röportaj aslında Cannes Film Festivali'nin resmi internet sayfasında yer alıyor. Bildiğiniz gibi festival bu yıl Anderson'ın son filmi Moonrise Kingdom ile açılacak. Aşağıdaki kısa röportajda Wes Anderson'ın dünyasına dair ipuçları bulacaksınız.


Ailenizin izlemenize izin vermediği film?
Apocalypse Now.
Hiç unutamadığınız ikonik sahne?
Fellini'nin Amarcord filminin son sahnesi.
Bir remake yapsanız hangi filmi yeniden çekerdiniz?
Leo McCarey'nin Ruggles of Red Gap adlı filmini.
En çok izlediğiniz film.
Taxi Driver.
Sizi kim ya da ne güldürür?
Bill Murray.
Hayatınız biyografik bir film olsa...
Bu konuyu düşünmemeyi tercih ederim.
Sizce en büyük yönetmen?
Jean Renoir.
Sadece sizin bildiğiniz film?
Stanley Kubrick'in bir söyleşisinde bahsettiği Girlfriends diye bir film var. Çok iyi ve bulunması çok zor bir filmdir.
Ezbere bildiğiniz bir diyalog var mı?
Michael Powell'ın The Red Shoes adlı filminde Boris Lermontov'un tüm söylediklerini severim.
Hangi oyuncu olmak isterdiniz?
Peter Bogdanovich'in The Last Picture Show filmindeki Ben Johnson.
Son izlediğiniz film hangisi? Kiminle izlediniz ve nasıldı?
Pedro Almodovar'ın Broken Embraces adlı filmini Londra'da yalnız başıma izledim.
En iyi giyinen sanatçı kim sizce ( siz hariç )?
Sinemacı Michael Lindsay-Hogg'un tarzını çok beğenirim.
Biri size sinefil olduğunuz söylese ne derdiniz?
Kimse yüzüme karşı böyle bir şey söylemedi bana.
Çok sevdiğiniz ve uyarlaması imkansız olan bir kitap var mı?
Edward R. Tufte'ın The Visiual Display of Quantitative Information adlı muhteşem kitabı.
Bir filmde hiç tahammül edemediğiniz şey?
Ortasında çıktığım ilk film The Fiendish Plot of Dr. Fu Mancu idi. Çocukken bile filmde iş olmadığını anlamıştım.
Sinema ölüyor. Mezar taşına ne yazılmalı?
Bu konuyu da düşünmemeyi tercih ederim.




22.03.2012

Günün Afişi



Lars Von Trier'nin son filmi Melancholia için Tomer Hanuka'nın tasarladığı bu afiş Mondo tarafından satışa çıkarıldı. Hala var mıdır bilmiyorum ama beğendiyseniz bir bakmanızda yarar var.


1984 yeniden


George Orwell'in eseri herhalde 20. yüzyılın en etkili, en öngörülü romanı olsa gerek. Gerçi bu konuda uzun uzadıya bir tartışmaya girmek niyetinde de değilim, isteyen farklı da düşünebilir. Sadece şunu söylemekte fayda görüyorum ki, 1984 herkesçe okunması gereken bir roman. Bugün yaşadığımız birçok şeyi daha net anlamak adına bile gerekli bu bana sorarsanız. 1984 sadece distopik bir fantezi değil, toplumsal bir düzen içinde kendi kimliğini yitiren insanoğlunun trajik ( traji-komik ) varlığının alabildiğine çarpıcı bir şekilde resmedildiği bir başyapıt aynı zamanda. Kafka kadar güçlü değil belki ama aynı sağlam kumaşa sahip olduğu da tartışılmaz. Michael Radford'un tam da 1984 yılında gösterime çıkan sinema uyarlaması da 15 - 16 yaşlarındayken izlediğimde beni bir hayli etkilemişti. John Hurt'ün bazı görüntüleri hala gözlerimin önündedir. Radford'un son derece başarılı atmosfer yaratımı belki Blade Runner ve Alien gibi filmlerin görsel anlamda daha gösterişli tasarımlarının gölgesinde kalmış olabilir, ama 1984 sınıfı geçen edebiyat uyarlamaları söz konusu olduğunda akla ilk gelenlerden biridir kanımca.


Şimdi 1984'ün yeni bir uyarlamasının yapılacağı haberi geldi. İşin içinde Shepard Fairey'nin de olduğunu görünce heyecanlandım doğrusu. Daha çok Obey adıyla tanınan ve sokak sanatının Banksy'den sonraki en popüler isimlerinden biri olan Fairey bir süredir 1984'ün haklarının peşindeymiş meğerse. Yakında çekilecek yeni uyarlamada da ortak yapımcı rolünü üstlenecek olan Shepard Fairey 1984 için Imagine Entertainmet ( Brian Grazer ve Ron Howard ikilisi ) ve LBI Entertainment ile ortaklı kurmuş durumda. Filme dair fazla bir bilgi yok henüz ama bu kadarı bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor.

20.03.2012

Woody Allen'ın filmine yeni isim


Dikkatli takipçiler hatırlayacaktır, Woody Allen tamamını Roma'da çektiği son filmi için ilk olarak Bop Decameron adını seçmişti. Ama sonra anlaşılması zor olacak diye değiştirdi ve Nero Fiddled adını koydu. Şimdi, stüdyonun açıklamasına göre yine hemen hemen aynı sebepten ötürü filmin adı bir kez daha değişti ve To Rome With Love oldu. Alec Baldwin, Roberto Benigni, Penelope Cruz, Judy davis ve Jesse Eisenberg gibi isimlerin rol aldığı film 22 Haziran'da vizyona çıkacak. Şimdilik bir grup fotoğrafla idare ediniz lütfen.








19.03.2012

Günün Trailer'ı: Prometheus



Ridley Scott'ın beklenen filmi Prometheus eskilerin deyimiyle ( ki bu eskiler biz oluyoruz ) pek yakında sinemalarda. Gerçi pek yakında dediğim de 1 Haziran ama artık idare ediverin o kadar. Yukarıda filmin yeni trailer'ı var. Bakalım hoşunuza gidecek mi?

16.03.2012

Philip Seymour Hoffman sahnede


Çağımızın en iyi oyuncularından Philip Seymour Hoffman için geçtiğimiz yıl bir hayli bereketli oldu. Önce The Ides of March'da, ardından Moneyball'da görece küçük ama fena halde akılda kalıcı roller üstlendi. Ides of March'da filmi çalıp götürdü hatta. Hoffman şimdi de New York'da sahnelenen Death of a Salesman adlı oyunda başrolü üstleniyor. Arthur Miller'ın 20. yüzyıl klasikleri arasına giren ünlü oyununda ( Bir Satıcnın Ölümü dersek daha iyi hatırlanır herhalde ) eleştirmenlerin çok başarılı bulduğu bir performans sergiliyor usta oyuncu. Bu arada oyunda genç kuşağın hızla parlayan yıldızlarından Andrew Garfield da oynuyor. Çok yakında Örümcek Adam filmiyle şöhreti tavana vuracak olan Garfield'ın tiyatroya vakit ayırıyor oluşu çok takdire şayan bence. Oyunu sahneye koyan isim de yabana atılır cinsten değil: Mike Nichols. Geçen yıl Keevin Spacey'nin oynadığı 3. Richard'ı getiren İKSV, tam da festival yılında bu kez Death of a Salesman'i getirir mi dersiniz?

Roma Film Festivali'nin güçlü transferi


Tam transfer demek doğru değil belki ama güçlü bir hamle olduğu kesin. Roma Film Festivali'nin sanat direktörlüğüne Venedik Film Festivali'nin eski direktörü Marco Müller getirildi. Bu yıl 7. kez düzenlenecek ve artık Venedik'e daha güçlü bir şekilde kafa tutacak Roma Film Festivali yine Ekim - Kasım aylarında yapılacak.  Müller'in "22 yıl sonra şehrime, Roma'ya döndüğüme çok mutluyum" dediğini de belirtelim. Hatırlayanlar olacaktır Müller geçtiğimiz Ocak ayında Venedik Film Festivali'ndeki görevinden alınmıştı.

Martin Scorsese'den Wall Street filmi


Wall Street filmi olarak tanımlanan ve aslında borsa, finans, ekonomi, iş dünyası merkezli drama/gerilim olarak açabileceğimiz filmleri ben pek severim. Ama iyilerini elbette. Para hırsı insanın en derindeki, en karanlık arzularının açığa çıktığı bir ruh halini getirir beraberinde. Geçtiğimiz yıl içinde izlediğim Margin Call tam da böyle bir filmdi örneğin. Olmadık paralarla oynayan insanların ellerindekini kaybetmemek uğruna ruhlarını nasıl sattıklarını anlatıyordu, kabaca. Oliver Stone'un ilk Wall Street filmi de iyidir aslında, ama ikincisi berbattı doğrusu. İlk elde aklıma gelen iyi filmler arasında Glengarry Glen Ross, Boiler Room, The Big Kahuna ve biraz da zorlamayla The Insider'ı sayabilirim. Bu kısa listeye şimdi bir filmin daha ekleneceğini umuyorum. Usta sinemacı ( Hugo şahaneydi bu arada ) Martin Scorsese'nin The Wolf of Wall Street adlı bir film çekeceği haberinden hareketle paylaşıyorum bu umudumu. Senaryosunu The Sopranos'un yaratıcılarından Terence Winter'ın yazdığı filmde başrolü Leonardo DiCaprio oynayacak. Bu Scorsese ve DiCaprio'nun birlikte çekecekleri 5. film. The Wolf of Wall Street 1998 yılında borsa dolandırıcılığı ve para aklama suçlarıyla tutuklanan Jordan Belfort'un anılarından yola çıkıyor. Belfort'un 90'lı yıllarda kurduğu şirketin Boiler Room filmine de ilham verdiğini hatırlatayım. Çok merak edenler yukarıda kapağı görülen kitabı Amazon'dan alıp okuyabilir.

Günün Trailer'ı: On The Road


Her nedense filme karşı biraz temkinli durmam gerektiğini hissediyorum. Gerçi Walter Salles sağlam işler çıkarmış bir sinemacı ama Kerouac'ı sinemaya aktarmak bana hep becerilmesi zor bir iş gibi geldi bugüne dek. Bakalım, izleyip göreceğiz.