10.12.2011

"Foley" nedir, nasıl yapılır?


SoundWorks Collection: Gary Hecker - Veteran Foley Artist from Michael Coleman on Vimeo.


Her şeyden önce "foley" kelimesinin sözlükte bir anlamı yok. Yıllar önce bu sanatı geliştiren Jack Foley'den geliyor ad. Filmlerde duyduğumuz çevre seslerinin büyük bölümünü bu folye sanatçıları yapıyor ve bu iş de aynen yukarıdaki videoda izlediğiniz gibi yapılıyor. Gary Hecker Star Wars ve Robin Hood gibi filmlerin ödüllü foley sanatçısı ve sektörün en iyilerinden biri. Bakalım hoşunuza gidecek mi?

Günün Afişi


Daha gösterime girmesine çok var gerçi ama The Amazing Spider-Man'in teaser afişi şu sıralar internette gezinmeye başladı. Bana sorarsanız güzel de bir afiş olmuş. Temmuz ayında da filmi göreceğiz bakalım.

9.12.2011

Bir aksiyon sahnesi nasıl çekilir - Bölüm 1


In the Cut, Part I: Shots in the Dark (Knight) from Jim Emerson on Vimeo.


Bu sefer biraz uzun gerçi ama film eleştirmeni Jim Emerson'ın bir ders niteliğindeki analizini izlemenizi tavsiye ederim. Emerson bir aksiyon sahnesinin nasıl çekileceğine dair hazırladığı 3 bölümlük serinin ilk bölümünde Chris Nolan'ın Dark Knight filmindeki bir sahneyi masaya yatırıyor ve adeta bir otopsi yapıyor. Nolan'ın biraz da özellikle kafa karıştırıan bir montajı tercih ettiğini söyleyen Emerson bir yandan sahneyi yerin dibine batırıyor bence. Filmi beğenip beğenmediğinizi bilemem ( ben beğenmiştim doğrusu ) ama Emerson'ın analizi gerçekten çok etkileyici ve zihin açıcı. Diğer bölümleri de önümüzdeki günlerde paylaşacağım.


Martin Scorsese anlatıyor: Leopar'ın restorasyonu


Yukarıdaki video 1963 tarihli Visconti başyapıtı Leopar'ın nasıl restore edildiğine dair kısa bir film. "Her şeyin aynı kalması için her şeyin değişmesi gerekiyor" diyerek söze başlayan kişiyse Martin Scorsese. Scorsese'nin film restorasyonuna gösterdiği ilgi artık herkesçe malum. Bu sefer de Gucci ile elele vermiş ve Il Gattopardo'yu hayata döndürmüş. Cannes'da da Dünya Sinema Vakfı'nın buna benzer çalışmaları oluyor ve hatta Fatih Akın'ın önerisiyle Metin Erksan'ın Susuz Yaz adlı filmi restore edilmiş, sonrasında da özel bir galayla gösterilmişti. Tabii bizim gibi arşiv ve koruma konusunda fena halde ayıplı bir ülke için bunlar biraz lüks hayaller ama keşke çoktandır izleyemediğimiz sayısız filmimiz için de böylesi girişimler olsa. Gerçi haksızlık etmeyelim, daha geçen haftalarda Kemal Sunal filmlerinin HD kalitesinde izlenebileceğine dair haberler çıkmıştı. Bazı ufak tefek çalışmalar var aslında ama bize gereken daha büyük çaplı operasyonlar şüphesiz.

8.12.2011

John Lennon - Imagine


Yaşasaydı 71 yaşında olacaktı şu günlerde ama bundan tam 31 yıl önce bugün bir suikaste kurban gitti. John Lennon'ı anmadan, hatırlamadan, ona kulak vermeden olmaz. Tam da Wall Street'i İşgal Et eylemlerinin yayıldığı, tam da Arap Baharı'nın sokakları canlandırdığı, tam da barışın özlendiği şu günlerde onsuzluk daha da bir koyuyor adama. Selam olsun.

Klasik Sahne: Children Of Men



Children of Men (2006) from Eighty Eight Takes on Vimeo.


2006 tarihli Children Of Men distopik bir gelecek hayalinin en başarılı uygulamalarından biri olsa gerek. Slavoj Zizek'in de dediği gibi, "alternatif bir gerçeklik sunmaktan ziyade gerçeğin kendisini yansıtıyor gibi". Gerçekten de filmde bugün dünyada göremeyeceğiniz hiç bir şey yok gibi. Zaten 2027 gibi çok da uzak olmayan bir gelecekte geçiyor ve kıyamet sonrası ya da öncesi gibi değil de tam da kıyamet anını anlatıyor sanki. Sona o kadar yakınız ki aslında, bunu anlamak hiç zor değil filmi izleyince. Herneyse, gelecek hakkında ahkam kesmek çoğu zaman nafiledir, uzatmayayım. Yukarıdaki sahne muhtemelen sadece filmin değil, sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden biri. Hem filmdeki önemli bir dönüm noktasını imliyor, hem de izleyici her anlamda soluksuz bırakıyor. Arabanın içindeki kameranın hiç kesme yapmadan nasıl bütün sahneyi çekebildiği ise bambaşka bir ustalık gösterisi aslında. Sırf bu sahne için inşa edilen düzenek gerçek bir icat bana sorarsanız. Aşağıda fotoğraflarını da göreceksiniz bu harika düzeneğin. Kameranın arabanın tepesinden içeri sokuluduğunu ve uzaktan idare edildiğini söylememe gerek yok herhalde. Sahnenin sonunda kameranın arabanın dışına çıkıp da izleyiciyi allak bullak ettiği yerse şapkadan tavşanın çıktığı an. Tam çözdüm derken yeniden afallıyorsunuz, değil mi? Her anlamda müthiş bir sahne ve muhteşem bir film.




Günün Trailer'ı: I Melt With You


Benzer konuyu işleyen başka filmler ( hatta diziler, örneğin Mad Dogs ) oldu gerçi ama I Melt With You'nun Sundance'de olumlu tepkiler alması ilgimi çekti benim. Trailer görüntülerinden anladığım kadarıyla görsel dili, atmosferi fena değil. Oyuncu kadrosu da ( Rob Lowe, Jeremy Piven, Thomas Jane, Sasha Grey, Carla Gugino ) yabana atılacak cinsten değil doğrusu. Gelse de izlesek. IF sesimizi duyar mı acaba?

Kevin Spacey'den mini oyunculuk dersi





Mini bir ders gerçekten de, çünkü topu topu 1 -2 dakika sürüyor. Kısa ama önemli bir ders bence çünkü oyunculuğun, özellikle de sinema oyunculuğunun aslında ne olduğu, ne olması gerektiğine dair bir takım şeyler söylüyor Spacey. Gerçekten de sinema nihai olarak yönetmenin sanatı ve onun da oyuncudan farklı versiyonlar istemek gibi bir hakkı da var. 

7.12.2011

Kritik: Margin Call


Kimileri dünyanın sonunun kapitalizmin sonuyla eş zamanlı olacağını düşünüyor. Oysa kapitalizmin sonu yeni bir başlangıç anlamına da gelebilir. Bir süredir dünyanın gelişmiş ülkelerini dalga dalga saran işgal eylemleri size de bu anlamda umut verici gelmiyor mu? Doğrusu Margin Call'un zamanlaması tam da krizin yeni bir evresine denk düştüğü için son derece çarpıcı geldi bana. Zeitgeist meselesi. Ekonomiyle, parayla, paylaşımla ve sınıflararası çatışmayla ilgili düşüncelerimizi gözden geçirmemiz gereken zamanlar bunlar ve Margin Call da tam olarak bunu yapıyor gibi geldi bana. Film 2008 krizinin sıfır noktasını anlatıyor. Elbette Lehman Brothers adı geçmiyor ama, tıpkı onun gibi büyük bir finans kuruluşunda çalışan bir analistin bulguları kapitalist sistemin en büyük krizlerinden birinin eşiğinde olunduğunu gösteriyor ve bu da sonuçta global bir çöküşün fitilini ateşliyor. Şirketin içinde kademe kademe büyüyen bir panik, hiyerarşik düzen uyarınca tepedeki patrona kadar yansıyor ve kimi zorlu ekonomik terimlerin kafa karıştırdığı bir atmosferde gerçek anlamda bir ahlaki muhakeme ( ve tartışma ve çöküş ) vuku buluyor. Şunu söylemeliyim ki, ilk filmini çeken J.C. Chandor her anlamda ustaişi bir film çıkarmış ortaya. Filmin senaryosunu da kendi yazmış ki, son yıllarda Hollywood'un en büyük sıkıntı çektiği meselenin senaryo yazımı olduğunu söyleyebilirim. Chandor özgün bir hikaye yakaladığı gibi, diyaloglarıyla da tam anlamıyla döktürmüş. Doğrusu izlediğimde bir tiyatro oyununun sinema uyarlaması olduğunu bile sandım. Hani filmin sonunda "bir David Mamet oyunundan uyarlanmıştır" ibaresi görsem hiç şaşırmayacaktım. Zaten izler izlemez Glengarry Glen Ross ile Wall Street karışımı olduğunu düşünmüştüm ( ki Glengarry bir Mamet oyunudur ) filmin. Chandor'un senaryo ve diyaloglardaki başarısı bir yana, filmi çekerken yarattığı görsel atmosfer ve soğuk pastel tonlarla güçlendirdiği ruh hali de Margin Call'un etkileyiciliğinde pay sahibi. Tabii bir tebrik de oyunculara. Kevin Spacey, Paul Bettany, Jeremy Irons, Demi Moore, Simon Baker, Zachary Quinto, Penn Badgeley ve Stanley Tucci'den oluşan kadro son yıllarda benim izlediğim en iyi "ensemble" performanslarından birini sunuyor. Sonuç itibariyle Margin Call, gerek içeriği, gerek şekli şemali ve gerekse oyuncuları itibariyle sezonun görülmesi gereken filmlerinden biri olarak övgülerimizi topluyor. Benden 5 üstünden 4 yıldız. ****

Klasik Sahne: Psycho



Madem öyle, Hitchcock'un en ünlü sahnesini ben paylaşayım. Bu giriş cümlesinin ne ifade ettiğin anlamayanlar bir alttaki videoya bakabilirler. Gerçekten de Alfred Hitchcock'un çektiği filmler içinde en ünlüsü Psycho, ve o filmin de en ünlü sahnesi yukarıdaki "duş" sahnesidir. Sahne gerçek bir montaj harikasıdır. Siyah beyaz oluşu hem sahnenin gore ( ya da iğrençlik mi demeli ) dozunu dengeler hem de yönetmene ışık/gölge oyunları anlamında daha fazla manevra imkanı tanır. Tüm filmin tekinsiz gölgeler, ürpertici karaltılar ve ışığın zar zor yırtarak sızabildiği karanlıklarla bezeli olduğunu düşünürseniz siyah beyaz tercihinin ne kadar manidar olduğunu da takdir edersiniz. Bu arada Zizek'in Pervert'a Guide to Cinema adlı müthiş belgeselini de izlemenizi öneririm. Psycho'ya özellikle önem atfeden Zizek filmdeki 3 katlı evi insanın bilinçaltına benzetir ve en üst katı süperego, bir alt katı ego ve bodrum katını da id olarak tanımlar. Öte yandan Psycho ile ilgili çok sayıda kitap yazıldığını da hatırlatmakta yarar var. Bunların sonuncularından biri olan ve The Moment of Psycho: How Alfred Hitchcock Taught America To Love Murder adlı David Thomson kitabını özellikle tavsiye ederim. Aşağıda aynı sahnenin bir de Gus Van Sant yorumu var. Ustasının eline su dökemez belki ama Van Sant'in de zaten Hitchcock'la yarışmak değil ona saygı sunmak gibi bir niyeti vardı.


36 Hitchcock cinayeti tekmili birden


Hitchcock filmlerinden seçilmiş 36 cinayet sahnesinin eş zamanlı olarak yer aldığı bu videoyu ilginç bulacağınızı tahmin ediyorum. Gerçi Hitchcock cinayetlerinin en ünlüsü burada yok ama geri kalanları da beğeneceksiniz. Bakalım kaç tanesini hatırlıyorsunuz? Ful ekran izlemenizi tavsiye ederim.

6.12.2011

The Wire meraklılarına


Ne yazık ki yukarıda gördüğünüz The Wire temalı Monopoly oyunu bir hayal. Tabii şimdilik! Belki parker'dakiler bunu gerçeğe dönüştürmek isteyebilirler. Fena olmaz, değil mi?